Ana içeriğe atla

Türkiye yol ayrımında

Suriye’de Rusya ile birlikte hareket etmekle kalmayıp ikili ilişkilere stratejik boyut katan Türkiye, Suriye’ye vurmaya kararlı NATO’daki müttefikleri ile Moskova arasında sıkıştı. İki tarafı da idare etme siyasetinin sonuna geliniyor.

Turkish soldiers ride on a military vehicle in the center of Afrin, Syria March 24, 2018. REUTERS/Khalil Ashawi - RC1B6933DB00

Suriye’de ABD ile Rusya arasındaki rekabeti kendi lehine çevirerek önce Fırat Kalkanı, ardından Zeytin Dalı harekâtlarıyla sahada kendine yer açan Türkiye, Doğu Guta’daki olayların ardından bir yol ayrımına sürükleniyor.

Eğer Suriye yönetimini cezalandırma hamlesi büyük bir çatışmaya dönüşürse Türkiye, iki küresel güce aynı anda el veren taktiklerle daha fazla yol alamayabilir, ki muallâkta yol alan bu fırsatçı politikayı Başbakan Binali Yıldırım’ın şu sözleri çok iyi anlatıyor: “İki tane süper gücün arasına kılıç gibi girip Suriye'de istikrarı getirmek kolay bir iş değildir.”

Yedi yıldır Suriye lideri Beşar Esad’a karşı kategorik düşmanlık sergileyen Türk hükümeti her faciada peşinen Şam yönetimini suçlayan yaklaşımından ilk kez çark etti. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın "Suriye rejimi hesap vermeli” çıkışından hemen sonra Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin’den Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a gelen bir telefonla Ankara’nın dili değişti.

Hükümet sözcüsü Bekir Bozdağ saldırının failine dair ifade kullanmadan Ankara’nın tutumunu şöyle aktardı: “Hadisenin derhal soruşturulması ve gerçeğin ortaya konması gerektiğinin altını çiziyoruz. Tabii Suriye'nin Amerika ve Rusya'nın güç savaşına kurban edilmemesi de gerekir. Uluslararası toplum birlikte hareket etmeli, aksi halde başka sorunlar çıkar.”

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish