BM destekli Libya hükümetinin başbakanı Fayiz El Sarac, 2-3 Mart’ta Moskova’ya yaptığı resmi ziyarette üst düzey Rus diplomatlar ve yetkililerle görüştü. Rusya’nın Libya’ya yönelik çabalarına ivme kazandırması geniş bölgesel bağlamda oldukça şaşırtıcı görünüyor. Yaygın bir kanıya göre Rus dış politikası – ki buna Orta Doğu politikası da dâhil – taktik olarak pek çok zaman kusursuz olsa da stratejik düşünceden yoksun. Kimilerine göre Rus dış politikasının alametifarikası öngörülemez olması.
Rusya’nın yeniden Orta Doğu’yla ilgilenmeye başlaması Vladimir Putin’in 2004-2008 arasındaki ikinci başkanlık dönemine dayanıyor. Rus yetkililer uzun zaman ekonomik kalkınmaya, ekonomik ilişkileri çeşitlendirmeye odaklandılar. Bu alandaki yaklaşımlarına da katıksız bir pragmatizm damgasını vurdu.
2011’de o dönem başbakan koltuğunda oturan Putin ile devlet başkanı olan Dmitri Medvedev’in BM Güvenlik Konseyi’nin Libya konulu 1973 sayılı kararında anlaşmazlığa düşmesi de pragmatik Rus yaklaşımının yansıması olarak görülebilir. Rusya, Güvenlik Konseyi’ndeki oylamada çekimser kalarak bir diktatörün destekçisiymiş ve Libya’daki çatışmaya dâhilmiş gibi görünmekten kaçındı. Rus toplumundaki hâkim kanıyı yansıtarak ABD’nin Irak’a verdiği zararlara dikkat çeken Putin, Batı’nın Libya politikasını “yeni bir haçlı seferi” diye niteledi.
İlerleyen dönemde ne Kremlin’deki görev değişimi ne de Arap Baharı Rusya’yı itidalli pragmatizm çizgisinden döndürmedi. Öyle ki Müslüman Kardeşler’i radikal örgüt sayan Rusya, bu hareketten gelen Muhammed Mursi’nin Mısır’da iktidarda olduğu 2012-2013 döneminde bile ikili ilişkileri en üst seviyede sürdürmekte beis görmedi.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.