Türkiye her fırsatta genç nüfusu ile övünen bir ülke. Ancak yaşlanma oranındaki artış yakın gelecekte “gençlik” avantajını ortadan kaldırabilir.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı son yıllık veriye göre, “yaşlı” kabul edilen 65 yaş ve üzerindekilerin toplam nüfus içerisindeki oranı 2014 yılında yüzde 8 iken, 2015 yılında 8.2’ye yükselerek 6 milyon 495 bin kişiye ulaştı. Dünya nüfusu içerisinde “yaşlı” oranı yüzde 8.5. Yani Türkiye pek de genç bir ülke değil. Dünya ortalamasına yakın yaşlı nüfusa sahip. Her ne kadar Monako’daki gibi yüzde 30.4, Japonya’daki gibi yüzde 26.6 ve Almanya’daki gibi yüzde 21.5 oranında yaşlımız bulunmasa da Türkiye “yaşlılıkta” 167 ülke arasında 66. sırada.
Yaşlıların işgücüne katılım oranı ise sadece yüzde 11.5. Demek ki, yaşlıların yüzde 88.5’lik dilimi işgücüne katılamıyor. Bu da “yaşlılara iş verilmediğini” açıkça göstermekte. 65 yaşın üzerine çıkanlar üretim dışı bırakılarak bir anlamda ölümü beklemeye terk ediliyor. Tabii bu durumda moraller ile birlikte sağlık da hızla bozuluyor.
Genel sağlık durumundan memnun olan yaşlı birey oranı 2014 yılında yüzde 47.5 iken, 2015 yılında yüzde 45.6’ya düştü. Bu da işsiz güçsüz evde oturmanın yaşlılara iyi gelmediğini gösteren bir başka kanıt.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.