Ana içeriğe atla

Gülen krizinin başlattığı İslam-içi tartışmalar

Darbe girişimi yalnızca Türkiye siyasetinde yeni bir sayfa açmadı. Aynı zamanda İslami cenahta bir öz eleştiri veya suçlama dalgasına da yol açtı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

A picture taken on July 18, 2016 shows a poster picturing US-based preacher Fethullah Gulen burning during a Pro-Erdogan supporters rally at Taksim square in Istanbul on July 18, 2016 following the military failed coup attempt of July 15.
Turkish security forces on July 18 carried out new raids against suspected plotters of the botched coup against the rule of President Recep Tayyip Erdogan, as international concern grew over the scale of the crackdown. Thousands of pro-Erdogan supporters waving Turkish fla
ABD’de yaşayan din adamı Fethullah Gülen’in Taksim meydanında düzenlenen bir eylemde yakılan posteri, İstanbul, 18 Temmuz 2016 — OZAN KOSE/AFP/Getty Images

15 Temmuz darbe girişimi Türkiye tarihinde tamamen yeni bir sayfa açtı. Çoğu siyasi kesim ve ideolojik çevre, darbenin arkasında Fethullah Gülen ve takipçilerinin olduğuna kani. Gülenciler — ya da Türkiye’deki tabirle “FETÖ”yü — “iç düşman” ilan edilmiş durumda. Bu, bir taraftan gerçekçi bir teşhis ama bir taraftan da kaygı verici bir söylem; zira örgütün karanlık tarafından bihaber pek çok masum sempatizanı da kapsayan bir toplu şeytanlaştırmaya ve cezalandırmaya yol açıyor.

Öte yandan, Gülen krizinin yol açtığı bir şey daha var: İslami kesimde bir öz eleştiri ve karşılıklı itham dalgası. Basında “FETÖ ihaneti”nin sıradışı bir cemaatin uçuk inanışlarından mı; yoksa Türkiye’deki diğer cemaatlerde de yaşanan daha derin sorunlardan mı kaynaklandığı konusunda enteresan tartışmalar yapılıyor.

Bu tartışmanın bir tarafı, genel anlamda “modernist” diyebileceğimiz bir grup yorumcu. Çoğu ilahiyatçı olan bu düşünürler, İslam’a ilişkin yenilikçi fikirlere sahipler. Ve onlara göre Gülen sorunu ilahi bir kurtarıcı inancından, dini bir lidere koşulsuz itaatkarlıktıktan ve İslam’ın aşırı mistik ve dogmatik bir yorumundan kaynaklanıyor. Dahası, bu sorunlar tasavvuf ya da Nurculuk geleneğinden gelen diğer cemaatlerde de mevcut.

Bu savı dile getirenlerden biri, eski İstanbul müftüsü Mustafa Çağrıcı. İlahiyat profesörü ve Karar gazetesi köşe yazarı olan Çağrıcı kısa süre önce kaleme aldığı tartışmalı bir yazısında “cemaatleri sorgulama zarureti”ne dikkat çekti. Sadece Gülen Cemaati’nin değil Türkiye’deki diğer İslami cemaatlerin de Kuran’da yeri olmayan “kutup, gavs, mehdi, mesih gibi isimlerle yücelttikleri bir seçilmiş kutsal kurtarıcı” inancını benimsediğini anımsatan Çağrıcı’ya göre bu gibi mitler “beyinlerin asırlardır üretilen sakat bilgilerin çöplüğü haline gelmesinden” kaynaklanıyordu. Gülenciler, sadece aşırı güç elde ettikleri için bu batıl inanları yakıcı bir tehdide dönüştürmüşlerdi.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish