Ana içeriğe atla

Kürtler referandum tarihini belirledi

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani Al-Monitor’a verdiği özel röportajda yolsuzluk soruşturmaları için yargı üyeleriyle bir toplantı yaptığını ve bu konuda ilk olarak kendi ailesinden ve KDP’den başlayacağını söyledi. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Iraqi Kurdish Regional President Massoud Barzani speaks during a news conference in the town of Sinjar, Iraq November 13, 2015.  REUTERS/Ari Jalal FOR EDITORIAL USE ONLY. NO RESALES. NO ARCHIVE. - RTS6UOG

Irak’taki yarı bağımsız Kürt yapılanması, bilinen adıyla Irak Kürdistan Bölgesi ya da kısaca Irak Kürdistan’ı kritik bir süreçten geçiyor. Gelişmekte olan enerji sektörü güçlenirken, liderleri Kürdistan’ın “yeni Dubai” olacağını söyleyerek övünürlerdi. Şimdilerde ise ekonomisi de ruhu da çöküşe geçmiş durumda.

Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) şimdi yıllar süren kötü yönetim, iç çekişmeler ve yolsuzlukların pençesinde. Bağdat’la ilişkiler hiç olmadığı kadar düşük bir seviyede seyrediyor. Bağdat Şubat 2014’ten bu yana Kürtlere ulusal bütçedeki paylarını vermeyi reddediyor. Kürtler de buna karşılık petrollerini Bağdat’tan bağımsız satma kararlılığını sürdürüyor. Bunlara bir de IŞİD’in 2014’teki saldırıları ve petrol fiyatlarındaki sert düşüş eklenince bardak taştı. Vatandaşlar protesto için sokaklara döküldü.

Ancak KBY’nin kıdemli Başkanı Mesud Barzani tüm bunlara rağmen bu yıl içinde yapılması planlanan bir halk referandumuyla ülkesini tam bağımsızlığa taşımaya kararlı olduğunu söylüyor. Barzani’nin muhalifleri ise onu dikkatleri mali çöküş ve Başkanlığına ilişkin itirazlardan başka yere çekmek için bağımsızlık kartını oynamakla suçluyor.

Öte yandan, Kürtlerin uzun zamandır bekledikleri devletleşme hayalini gerçekleştirmek için şartlar hiçbir zaman şu anki kadar olgunlaşmamıştı. Bağdat kendi sorunlarıyla cebelleşiyor. IŞİD petrol zengini Kerkük de dahil ihtilaflı topraklardan çekildi ve kontrol Kürtlere geçti.

Uzun zaman korkulan bir hasım olan Türkiye Iraklı Kürtleri tarihinde ilk kez böylesine kucaklıyor. Oldukça kararlı görünen Barzani’nin Kürt halkını bağımsızlığa taşıyabilecek en uygun isim olduğundan pek şüphe yok. Kürt milliyetçiliğinin kurucularından biri olarak görülen babası merhum Molla Mustafa Barzani’nin mirasını taşıyan Barzani Irak Kürdistan’ındaki en nüfuzlu isimlerden biri. Barzani Erbil’e tepeden bakan çalışma odasında Al-Monitor’un bu süreçte karşılaşılabilecek zorluklarla ilgili sorularını yanıtladı.

Al-Monitor: Referandum ve bağımsızlık meselelerini daha önce hiç olmadığı kadar yüksek sesle dile getirmeye başladınız. Kimileri bunun, dikkatleri yaşadığınız ekonomik ve siyasi sıkıntılardan başka yöne çekme amaçlı bir manevra olduğunu düşünüyor. Ciddiyetinize inanmıyorlar… Bu konuda ciddi misiniz? Ve ciddiyseniz referandum için bir tarih verebilir misiniz? Bir de bu referandumun kapsamı ne olacak?

Barzani: İnsanların çektikleri bunca acıdan ve yaptığı bunca fedakarlıktan sonra milyonlarca insanın geleceğini ilgilendiren böylesi kritik bir meseleyi kendi siyasi geleceğim için kullanacağıma gerçekten inanıyor musunuz? Bu, uzun ve zorlu yıllar boyunca yaşadığımız çok acı tecrübelerin neticesinde aldığım bir karar.

Çünkü bunun başka bir yolu yok. Siz söyleyin önümüzde başka bir seçenek var mı? Bağdat’la ilişkilerimizi bir düşünelim. Kabaca iki dönemden bahsedilebilir. İlki 1922-2003 arası. Bu dönemde 2500 köyümüz yıkıldı. 182 bin insan telef oldu. 12 bin Kürt ortadan kayboldu. Benim ailemin, Barzanilerin 8 bin üyesi öldürüldü. Halepçe’de 5 bin insan kimyasal silahlarla öldürüldü. Bu ilk dönemin bilançosu.

2003’te tüm Iraklılılara zulmeden bir rejimin devrilme sürecine katkıda bulunduk. Tüm vatandaşlara eşit haklar tanıyacak yeni bir anayasaya dayanan, tam demokratik yeni bir Irak’ta birlik içinde yaşamayı istiyorduk. Yeni anayasanın yazılmasına katkıda bulunduk ve kabulü için oy kullandık. İrade ortaya koyduk, iyi niyetle hareket ettik.

Anayasa’daki ilkelere bağlılığın Irak’ın birliği için kilit önem taşıdığı Anayasa’da da açıkça belirtiliyor. Ama Irak Başbakanı bir kalemde bunu bitirdi. Merkezi hükümet Kürtlerin bütçedeki paylarını dondurdu ve bize birçok kritik konuda verdiği sözü tutmadı. Bu yüzden şimdi önümüzde iki seçenek var: Ya tüm haklarımızdan, federasyondan feragat edeceğiz ve Irak’a bağlı herhangi bir vilayete dönüşeceğiz. Ya da referandumla halkımıza gideceğiz ve ne istediklerini soracağız. Mevcut durum sürdürülebilir değil. İşler böyle giderse geçmişin kanlı ve yıkıcı ortamına geri döneriz.

Al-Monitor: Peki referandumda halka ne soracaksınız?

Barzani: Henüz kesinleştirmedik. Bu konuda istişarelerimiz devam ediyor.

Al-Monitor: Seçenekleriniz nedir

Barzani: Sadece bir soru olacak.

Al-Monitor: Yani halka Kürdistan’ın bağımsızlığını isteyip istemediklerini mi soracaksınız? Yoksa referandumu Irak Anayasası’nda belirlenen ihtilaflı bölgelerde yapıp, orada yaşayan insanlara Irak’a mı; bağımsız Kürdistan’a mı bağlanmak istediklerini soracaksınız?

Barzani: Bu da sürecin bir parçası.

Al-Monitor: Bu iki soruyu da aynı referandumda mı soracağınızı söylüyorsunuz?

Barzani: Henüz bir karar vermedik. Bu sorular eş zamanlı olarak da sorulabilir, ayrı ayrı da sorulabilir. Ancak bir referandum olacak.

Al-Monitor: Kesinlikle bu yıl içinde mi olacak?

Barzani: Kontrolümüz dışında oluşabilecek engeller hariç, evet, kesinlikle bu yıl içinde yapmaya çalışacağımızı söyleyebilirim.

Al-Monitor: Peki aklınızda bir tarih var mı?

Barzani: Sanırım ekimden önce yaparız (ABD’de kasımda yapılacak seçimlerden önce)

Al-Monitor: Kürdistan’ın bağımsız bir devlet olarak ayakta kalabilmesi için komşu güçlerden yani Türkiye ve İran’dan en az birinin desteğini alması gerektiği herkesin üzerinde anlaştığı bir nokta. Geçtiğimiz yıllarda Türkiye siyasetinde sizin lehinize büyük bir değişim gördük. Türkiye Irak’tan kopan bağımsız bir Kürdistan’ı destekler mi?

Barzani: Türkiye ilk başlarda federal Kürdistan’a karşıydı, şimdi ise ilişkilerimizin geldiği noktaya bir bakın. Referandum sadece Irak Kürdistanı’ndaki Kürtleri kapsadığı ve Türkiye’deki Kürtlerle bir ilgisi olmadığı sürece... Yani Türkiye’nin Kürdistan’ın tam olarak ne istediğini anlayacağını düşünüyoruz. Öte yandan, aynı zamanda Bağdat’la da görüşüyoruz. Türkiye’yle görüşürken İran’la da görüşeceğiz. Bunu barışçıl ve dengeli bir şekilde hayata geçirmek istiyoruz.

Al-Monitor: Bağımsızlık ilan ederseniz Türkiye’deki mevcut iktidarın bunu kabul edeceğine inanıyor musunuz?

Barzani: Eğer şu anki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarı bağımsız bir Kürdistan’ı tanıyıp kabul etmeyecekse, Türkiye’deki hangi iktidar eder bilmiyorum...

Al-Monitor: Recep Tayyip Erdoğan 2019’a kadar Cumhurbaşkanlığını sürdürecek. Bu süreçte bir şeyler yapılmalı diye mi düşünüyorsunuz?

Barzani: Bir şeylerin yapılmasından kastınız ne?

Al-Monitor: Yani bağımsızlık mümkünse bu süreçte gerçekleşmeli, doğru mu?

Barzani: Erdoğan Başbakan olarak Erbil’e geldiğinde, burada Kürtleri inkar devrinin kapandığını söyledi. Bu çok önemli bir gelişmeydi. Erdoğan’la pek çok kez bir araya geldim ve Kürt meselesini herkesten daha iyi anladığını gördüm. Erdoğan’dan duyduklarımı başka kimseden duymadım.

Al-Monitor: Ama Türkiye kendi içinde Kürtlerle büyük bir sorun yaşıyor ve bu sorun hızla tırmanıyor. Bana göre Türkiye bu sorunu çözmeden sizin bağımsızlığınıza destek verse bile bu destek, sağlam bir temelden yoksun olur.

Barzani: Barış sürecinin bitmesini istemezdik ve devam ettirmek için de elimizden geleni yaptık. Ayrıntılarına girmek istemiyorum ama ben şöyle düşünüyorum: 7 Haziran 2015’teki seçimlerde parlamentoda 80 sandalye kazandıklarında (HDP’den bahsediyor) koalisyon hükümetine (AKP’yle) katılmamalarının tarihi bir hata olacağını söylemiştik. Ve o dönem HDP’yle koalisyon kurmak istemeyen tarafın Ak Parti olduğunu zannediyorduk. Sonradan HDP’lilerle konuştuğumuzda koalisyon kurmak istemeyen tarafın onlar olduğunu öğrendik. Ve bence bu büyük bir hataydı.

Al-Monitor: Erdoğan’ın “padişah” olmasına destek vermedikleri için mi hata yaptılar?

Barzani: Padişahlık devri kapandı. Aksine, koalisyon hükümeti kursalardı, kendilerini ilgilendiren bazı konulara itiraz edebilirlerdi. Bence parlamentoda olmalarını ve bir şeyleri değiştirmek için mücadele etme şansını iyi kullanmaları gerekirdi. Şimdi gelinen noktadan çok kaygılıyım ve korkuyorum. Karanlık terör örgütleri adında kentlerde patlayan bombaları, kentlerdeki terör eylemlerini görüyoruz, sonuçta bunlardan tüm Kürtleri sorumlu tutacaklar (Türklerden bahsediyor). Ve bunun Kürtlerle Türkler arasında etnik bir çatışmaya dönüşmesinden korkuyorum.

Al-Monitor: Görünüşe göre, PKK’ya karşı -belki Sincar konusunda da- harekete geçmeniz için Türkiye’den artan bir baskı söz konusu. Siz de böyle bir baskı hissediyor musunuz?

Barzani: Hayır, hayır, bizim kendi ajandamız var.

Al-Monitor: Ama Oğlunuz Mesrur Barzani (KBY istihbarat şefi) bana PKK’nın Sincar’ı terk etmesi gerektiğini söylemişti.

Barzani: Kesinlikle, PKK Sincar’dan çıkmalı ve bunu zorla değil barışçıl bir şekilde yapmalarını istiyoruz.

Al-Monitor: Peki Amerikalılar sizin adınıza bu konuya müdahil oluyorlar mı?

Barzani: Amerikalılar bizim içişlerimize karışmazlar. Ama PKK’nın Sincar’daki varlığının bir anlamı olmadığını Amerikalılar da biliyor.

Al-Monitor: Kuzey Suriye’de kısa süre önce ilan edilen federasyonu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Barzani: Ben federasyon kavramının Suriye için uygun olduğuna inanıyorum. Ama bu konuda Suriyelilerin kendi içinde bir görüş birliği olmalı. Biz Kürdistan bölgesinde federasyon ilan ettiğimizde (Ekim 1992) bunu tek taraflı bir şekilde yapmadık.

Al-Monitor: Bu kararın arkasındaki itici güçlerden biri olarak görülen Demokratik Birlik Partisi (PYD) diğer gruplara ve demokrasiye saygılı olacaklarını açıkladı.

Barzani: Fiiliyatta yaptıklarına bakınca PYD demokrasi konusunda pek samimi değil gibi görünüyor.

Al-Monitor: Suriyeli Kürtlerin Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile Amerikalılar arasında artan askeri hatta siyasi ilişkiler konusunda ne düşünüyorsunuz?

Barzani: PYD’ye verilen her türlü destek PKK’ya verilen destektir.

Al-Monitor: PYD ve PKK’nın aynı olduğuna mı inanıyorsunuz?

Barzani: Tamamen bir bütünler ve aynılar.

Al-Monitor: Sizce Amerikalılar da buna inanıyor mu?

Barzani: Bunu onlar da çok iyi biliyor ama çok iyi bildiklerini söylemek istemiyorlar. Bildiğiniz gibi bizim ve Amerikalıların şu anki en tepe önceliği IŞİD’e karşı savaş, dolayısıyla bunu görmezden geliyor olabilirler.

Al-Monitor: Peki IŞİD’le savaşa gelelim. Musul’un bağımsızlıktan önce kurtarılması gerektiğini düşünüyor musunuz?

Barzani: Musul ile bağımsız Kürdistan birbirinden alakasız konular.

Al-Monitor: Öyle mi? Yani Musul Daeş’in kontrolündeyken de bağımsızlık ilan edebilirsiniz?

Barzani: Neden olmasın?

Al-Monitor: Tehlikeli komşular...

Barzani: Kürtler zorlu komşularla yaşamaya alışıktır.

Al-Monitor: Niçin bağımsızlık için doğru zamanın şu an olduğunu düşünüyorsunuz?

Barzani: Ben her zaman şöyle bakarım: Biri bize “Neden şimdi?” diye sorarsa, ben de onlara “Neden şimdi olmasın?” derim.

Al-Monitor: Bağdat’la ilişkiler yürümediği için mi?

Barzani: Yürümedi...

Al-Monitor: Devletin sınırlarını nasıl belirleyeceksiniz ve merkezi hükümeti buna nasıl ikna edeceksiniz? Kerkük konusunda ne yapacaksınız?

Barzani: Anayasa’nın merkezi hükümet tarafından hiçbir zaman uygulanmayan 140. maddesi ihtilaflı bölgelerde, Kerkük’te, Sincar’da, referandum yapılmasını öngörüyor. Halk Kürdistan’ın bir parçası olmak isterse seslerine kulak verilmeli ve saygı gösterilmeli. Kürdistan’ın parçası olmamaya karar verirlerse, biz seslerine kulak verir, kararlarına saygı duyarız.

Al-Monitor: Peki daha kolay bir geçiş süreci için bu süreçte ABD’ye bir rol düştüğünü düşünüyor musunuz?

Barzani: Hiç kimse bu süreçte ABD kadar önemli bir rol oynayamaz, tabii bir rol oynamak isterlerse... ABD’nin güvenlik garantileri Kürtler için yaşamsal bir öneme sahiptir ve bağımsızlığımıza karşı çıkmazlarsa onlara minnettar oluruz.

Al-Monitor: Bir diğer sorun da tabii ki Kürtlerin kendi aralarında birlik olmaması...

Barzani: KYB’yle (ana muhalefetteki Kürdistan Yurtseverler Birliği Partisi) ciddi görüşmeler yapıyoruz, diğer partilerle de yapacağız. Goran (muhalefetteki Değişim Hareketi) ise yıkıcı bir rol oynayarak kendisini sürecin dışına itti.

Al-Monitor: Bağımsızlığa doğru ilerlerken, önünüzde bir yol haritası var mı?

Barzani: Evet, elbette. Yeni bir Meclis Başkanı seçerek meclisi yeniden faaliyete geçireceğiz. Kürdistan’ın bağımsızlığı parlamentonun ve siyasi partilerin üstündedir. Bunun parçası olmak isteyen herkese kapımız sonuna açık, istemeyenler ise gitmeli ve kendi yoluna bakmalı.

Al-Monitor: Peki bu kritik süreçte Başkan olarak kalmanız gerekiyor mu?

Barzani: Benim amacım o hedefe, bağımsız Kürdistan’a ulaşmak. Ve bir de sözüm var: Bağımsız Kürdistan’ı kurduğumuz gün Kürdistan başkanlığından ayrılacağım. Kürdistan halkını kutlayıp, yerimi başkasına bırakacağım. Bu benim sözüm. Kürdistan Başkanı olmayacağım.

Al-Monitor: Gerçekten mi?

Barzani: Evet. Benim hedefim bağımsız Kürdistan’ı kurmak, başkan kalmak değil.

Al-Monitor: Planınız ülkeyi petrol, enerji kaynaklarıyla finanse etmekti. Ama petrol fiyatları dibe vurdu. Eski Konsolos Aydın Selcen’e göre Türkiye Irak Kürdistanı’ndaki gelir getiren varlıkların hisselerini satın almalı ve yaklaşık sekiz milyar dolarlık doğal gaz boru hattının yapımını üstlenmeli. Sizce bu iyi bir çözüm mü? Bunu Türk hükümetiyle konuştunuz mu?

Barzani: Ben bu konuda gerçekten ayrıntılara girmek istemiyorum. En doğrusu bu ayrıntılı soruları Bakanlar Kurulu’na, ekonomi ve petrol bakanlarına sormak, çünkü bu iş onların sorumluluğunda.

Al-Monitor: Ancak enerji anlaşmalarının yapılma biçimleri ve yeterince şeffaf olmadıkları konusunda genel bazı eleştiriler söz konusu.

Barzani: Bazı eksiklikler olmuştur ama ben ayrıntılara vakıf değilim. Bunu Bakanlar Kurulu’na sormak daha doğru.

Al-Monitor: Gaz meselesini konuşmak için KYB’li bir heyet çok yakında Ankara’ya gidecek.

Barzani: Gaz tüm Kürdistan halkına aittir. Bu siyasi partilerin değil hükümetin ilgilenmesi gereken bir konudur. Petrol ve gaz söz konusu olduğunda bunlar KBY’nin alanına girer KYB’nin değil.

Al-Monitor: Öte yandan bu zorlu günlerde daha ziyade yolsuzluk konusu gündemde. KBY bu sorunu çözmek durumunda. Yolsuzluğun önüne geçmek için ne yapmayı planlıyorsunuz? Emsal teşkil etmesi açısından üst düzey de olsalar suçluları cezalandırmaya hazır mısınız?

Barzani: Evet, dün bir toplantım vardı, çok önemli bir toplantı. Yargı kurumlarının başkanlarıyla bir araya geldim. Mali reformların uygulanmasından bu kurumlar sorumlu.

Al-Monitor: O zaman bu konuda bazı tutuklamalar ve adli soruşturmalara tanık olacağız.

Barzani: Onlara tek bir şey söyledim: Kimse dokunulmaz değil. Bana dair bir şey bulursanız, çağırın mahkemeye geleceğim. Neçirvan’a (Başbakan Neçirvan Barzani) dair bir şey bulursanız o da mahkemeye çıkmak zorunda. Mesrur’a dair bir şey çıkarsa o da mahkemeye çıkacak. İşe öncelikle kendi ailemizden başlayacağız, sonra KDP, sonra da diğer partiler gelecek. Bu nedenle, mevkisini kötüye kullanan kim olursa olsun, yargıya bu konuda tam destek verdiğimi söyledim. Kanunen yolsuzlukla mücadele etme sorumluluğunuz var, dolayısıyla da sizden bununla mücadele etmenizi istiyorum. Ama siz işinizi yapmazsanız, sizi baypas eder yolsuzlukla kendi başıma da savaşırım. Sonra da kimse beni Kürdistan’daki yasal düzenlemeleri ihlal ettiğim için suçlamasın. Çünkü Kürdistan’da yolsuzlukla mücadele, petrol sözleşmeleri, tarım arazilerinin satışı ve buna benzer şeylerden çıkar sağlamak için siyasi gücünü kullananlarla mücadele bizim için son derece önemli bir konu. İçişleri Bakanlığı'ndan, Peşmerge Bakanlığı'ndan, Başbakanlık'tan, kim olursa olsun, hangi bakanlık olursa olsun her bakan, her lider, her parti, her güvenlik yetkilisi yaptıklarından sorumlu tutulmalı.

Al-Monitor: Pek çok gençle konuştum, onlar da yolsuzluktan şikayetçiler.

Barzani: Yolsuzlukla mücadele bizim için hayati bir mesele. Yani IŞİD’le nasıl bir motivasyon ve güçle savaşıyorsam, yolsuzlukla da aynı kararlılıkla mücadele edeceğim.