Türk 'mucizesi’nin sonu mu?
AKP hükümetinin ilk 10 yılı bir rüya gibiydi. Ekonomik performans ve yapısal politik sorunların çözümü için atılan benzersiz adımlar Türkiye’yi dünyada bir başarı hikayesine dönüştürdü. Ancak son üç yılda çok şey değişti. Başarı hikayesi yerini endişelere bıraktı. Peki neden ve nasıl?
Başta her şey çok iyi gidiyor görünüyordu.
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) küresel krizin sarsıcı etkisine karşın ilk 10 yıllık iktidarında yüzde 6’ya yakın ortalama büyüme yakaladı. Sadece bu da değil! 2008’deki küresel kriz sonrasında hızla düşürülen faizlere karşın döviz kontrol altında kalmış, işsizlikte yüzde 8, enflasyon yüzde 4’ün altı görülmüştü. Makro göstergelerde alarm veren tek gösterge milli gelirin yüzde 10’una kadar ulaşan cari açıktı.
Ekonomideki bu iyimser havaya, başta Kürt sorunun çözümüne yönelik iç siyasette atılan pozitif adımlar, Avrupa Birliği’ne üyelik süreci yolunda atılan demokratikleşme adımları ve komşularla ‘sıfır sorun’ stratejisi çerçevesinde geliştirilen iş birliği projeleri sayesinde siyasette de bahar havası eşlik ediyordu.
Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ortaya konan performansı medyaya gururla açıklıyordu: “Bunun adı Türkiye mucizesi. Bütün dünyada bu mucize konuşuluyor”.