Mısır, Süveyş Kanalı’na paralel inşa ettiği yeni kanalın açılışını 6 Ağustos’ta şölen gibi bir törenle yaptı. Mısır medyası törene davet edilen konukların listesini en ince ayrıntısıyla aktarmak için hiçbir zahmetten kaçmadı. Bolca VIP ismin yer aldığı listenin başında Fransa Cumhurbaşkanı Francois Hollande, Rusya Başbakanı Dmitri Medvedev, İngiltere Savunma Bakanı Michael Fallon, Arap dünyasından kraliyet mensupları ve başka temsilciler vardı. Ancak bu tip listelerin asıl önemi kimin davet edildiğinden ziyade kimin davet edilmediğinden ileri gelir. Mısır’ın listesinde bölgenin dört ülkesi yoktu: Türkiye, İran, Katar ve İsrail. Bu, tesadüf olmasa gerek.
Adı geçen ilk üç ülkeyle Mısır’ın hâlâ görülecek hesapları var. Bu ülkelerin tümü eski veya yeni rakip konumunda ama İsrail için aynı şey geçerli değil. İsrail aslında yakın bir dost sayılır, Mısır’la samimi ilişkiler sürdürür ve bu samimiyet zaman zaman da artar. Yani en azından İsrail ikili ilişkilere böyle bakar.
Asıl sorun da muhtemelen bu bakış açısında, İsrail yönetiminin İsrail-Mısır barış anlaşmasından abartılı beklentilere kapılmasında yatıyor. Mısır’ın gözünde İsrail “kardeş devlet” konumuna yaklaşamaz bile. Mısır için İsrail yararlı bir komşu olmanın ötesine asla geçmedi ve geçemez.
İsrail Dışişleri Bakanlığı son birkaç aydır Mısır’ın Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na sunduğu bir karar tasarısını engellemek için uğraşıyor. Eylülde görüşülmesi beklenen tasarıda İsrail’in nükleer programının kınanması, programın uluslararası denetçiler tarafından takip edilmesi ve Orta Doğu’da bir nükleer silahsızlanma konferansının düzenlenmesi isteniyor. Mısır, esasen İsrail’in nükleer konudaki muğlaklık politikasını çökertmeye ve İran’a uygulanan baskının İsrail’e de uygulanmasını sağlamaya çalışıyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.