Suriye, Irak ve bölge çapındaki diğer krizler düşünüldüğünde, Türkiye, İran ve Suudi Arabistan gibi kısmen istikrarlı bölgesel güçlerin işler daha da kötüleşmeden birlikte çalışmanın bir yolunu bulmaları beklenir. Ancak böylesi bir beklenti yalnızca temenniden ibaret. Zira hem bölgesel etkinliklerini arttırmak için yarışan hem de mezhepsel aidiyetler üzerinden bölgedeki istikrarsızlığı arttıran üç bölgesel güç de iş birliğine oldukça uzaklar.
Türkiye'nin, İran ve Suudi Arabistan'la ilişkisi görünürde elbette her zamanki gibi devam ediyor, hatta bazen diplomatik incelikler bile söz konusu oluyor. Örneğin, Türkiye'nin Tahran Büyükelçisi Ümit Yardım Tasnim haber ajansına verdiği güncel bir mülakatta şöyle dedi: "Türkiye ve İran yalnızca Orta Doğu'da değil bölgenin ötesinde de iki büyük oyuncudur". Yardım iki ülkenin mevcut durumu çözebilecek iki büyük güç olduğunu da sözlerine ekledi.
İki ülke arasındaki üst düzey temaslarda da bir sapma yok. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Ocak'ta Tahran'ı ziyaret etti. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin de "ilişkileri daha da ilerletmek" için yakın bir zamanda Ankara'ya gelmesi bekleniyor.
Bu arada Türkiye ile İran arasındaki ticaret de ABD yaptırımları ve Washington'dan gelen baskılara rağmen hızla devam ediyor. Taraflar şu an yılda 20 milyar doları bulan ticaret hacmini 30 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.