Ana içeriğe atla

Suudi Arabistan ile Müslüman Kardeşler’in kopuşu

Suudi Arabistan'ın Müslüman Kardeşler'i terörist örgüt ilan etmesi, hem Suudilerin kafasını hem de krallığın bölgesel siyasetini karıştırdı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Saudi Foreign Minister Prince Saud Al-Faisal gestures during a joint news conference with his Egyptian counterpart Mohamed Kamel Amr (not pictured) in Riyadh January 5, 2013.  REUTERS/Stringer (SAUDI ARABIA - Tags: POLITICS) - RTR3C4DR

RİYAD, Suudi Arabistan -- Suudi Arabistan'ın Müslüman Kardeşler’i terörist örgüt ilan etmesi kadar şaşkınlık yaratan pek az kararı olmuştur. Öyle ki bu karara ilişkin fikri sorulan Suudiler, "tuhaf", "duygusal", "aptalca" gibi nitelemeler kullanıyor.  

Kimi çalkantılı dönemlere rağmen hem Suudi hükümetinin hem de Müslüman Kardeşler’in yarar sağladığı yarım asrı aşkın ortaklık,  İçişleri Bakanlığı'nın 7 Mart tarihli açıklamasıyla resmen sona erdi.

Pek çok Suudi’ye göre, bu ani kopuş kafa karışıklığı ve korkuya neden oldu. Siyasi partilerin yasak olduğu Suudi Arabistan’da Müslüman Kardeşler'in şu an açık bir örgütlenmesi yok. Ancak hareketin ideolojisine yaygın bir sempati var. Kaldı ki ülkede birkaç nesil, Müslüman Kardeşler'in ideolojisinden yoğun şekilde etkilenen bir eğitim müfredatıyla yetişti.  

İsmini vermek istemeyen bir Suudi öğretim görevlisi şöyle diyor: "Pek çok insan Müslüman Kardeşler'e mensup olmasa da örgütte bir kötülük görmüyor. Müslüman Kardeşler, 50 yıldır burada var ve onlardan hiç terör görmedik.”

Hükümet şimdi, genelde iyi eğitimli olan ve devlette, dini kurumlarda ve medyada önemli mevkilerde bulunan bir kesimi küstürme riskiyle karşı karşıya. Müslüman Kardeşler'den esinlenen aktivistler, zaman zaman monarşinin yetkilerinin kısıtlanmasına dair talepler dile getirmiş olsa da bu kesim, devlete hiçbir zaman açıkça meydan okumadı, hatta bazen şiddet yanlısı İslamcılara karşı devleti destekledi.

Suudilerin kararı, Sünni dünyasında yeni bir bölünme de yarattı. Zira karar, Sünniler arasında ciddi gerginliklerin yaşandığı, bunun yanında Sünnilerle Şiileri karşı karşıya getiren mezhepçi duyguların yükseldiği bir ortamda alındı. Dolayısıyla, Müslüman Kardeşler'le bağlantılı örgütlerin siyaseten etkili olduğu Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt gibi pek çok ülkeyle ilişkiler çetrefilleşebilir.

Suudi Arabistan-Katar sürtüşmesinin merkezinde  de Müslüman Kardeşler konusundaki anlaşmazlık var. Suudilerle Müslüman Kardeşler'in kopuşu, Riyad ile Washington’un zaten gergin olan ilişkilerine de yeni bir anlaşmazlık maddesi ekleyecek. Zira ABD'li diplomatlar, pek çok ülkede Müslüman Kardeşler bağlantılı gruplarla açıkça temas ediyor.

Şu ana kadar, yalnızca Birleşik Arap Emirlikleri ve Müslüman Kardeşler'i aralıkta terörist örgüt ilan eden Mısır, Suudilerin bu kararına tam destek verdi.

Ciddeli avukat Besim Âlim, geçtiğimiz günlerde verdiği mülakatta şöyle konuşuyor: "Bu karar, ciddi şekilde ters tepecek. Zira Arap ve Müslüman dünyasının her yerinde Müslüman Kardeşler şiddet dışı bir yapı ve ideoloji olarak biliniyor. Suudi Arabistan'a geleneksel olarak yakın olan, dünyanın dört yanındaki Selefi hareketler bile Suudilerin Müslüman Kardeşler’e karşı tavrına tepki gösterdi."

Kimi gözlemciler, Müslüman Kardeşler'in yasaklanmasıyla Suudi ve Mısır gençliğinin daha militan yeraltı örgütlerine yönelmesinden endişe duyuyor.

Washington’daki İslam ve Demokrasi Çalışmaları Merkezi Başkanı Rıdvan Masmudi konuya ilişkin şöyle diyor: "Bu çok büyük, şok edici bir karar ve bana göre ne bölge halkı ne de uluslararası toplum bunu henüz tam olarak idrak edebilmiş değil. Suudi Arabistan’ın Sünni dünyasının lideri olmak istediği bir dönemde alınan bu karar, kendi menfaatleri için de son derece zararlı diye düşünüyorum. (...) Bence iyi düşünülmüş bir karar değil.”

Mısır'da 1928'de kurulan Müslüman Kardeşler, Müslüman dünyasının en eski İslamcı siyasi örgütü ve aynı zamanda en tartışmalı olanlardan biri. Kimilerine göre hareket, şiddet dışı bir İslami kimlik ve dünya görüşünü yaymaya adanmış, inançlı bir Müslümanlar topluluğundan ibaret. Kimilerine göre ise şiddet yanlısı İslamcı militanlara kuluçkalık eden, totaliter eğilimli ve tehlikeli bir yapı. Nereden bakıldığına bağlı olarak, Suudilerin kararı kimileri için Uluslararası Rotary Kulübü’nün, kimileri için ise Amerikan Komünist Partisi'nin yasaklanması gibiydi.

Suudi hükümetinin muhaliflere yönelik baskılarını eleştiren bir dini lider olan Salman El Oada, Cidde'de verdiği mülakatta şöyle konuşuyor: “Bu karar, gerçekten garip ve tuhaf, çünkü gerçeklere aykırı. Müslüman Kardeşler terörist değil. Şiddete inanmıyorlar. Son on yılımı sürekli El Kaide'yi eleştirmekle geçirdim. Ancak Müslüman Kardeşler... Objektif olmak gerekirse onlara terörist örgüt demek haksızlıktır. Siyasi bir örgüt diyebilirsiniz, ancak siyaset yaptıkları için onlara terörist denebileceğini düşünmüyorum.”

Müslüman Kardeşler'in siyasal İslam vizyonundan esinlenen 1990'ların Suudi muhalif hareketi Sahva El İslamiye'de (İslami Uyanış) faal olan Muhsin Al Avaci, İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasını “duygusal bir karar” diye niteleyerek "Bu nedenle henüz bir tepki ortaya koymadım." diyor.

10’u aşkın televizyonun bulunduğu Riyad’daki ofisinde konuşan Avaci şöyle devam ediyor: “Tüm kardeşlerimize, tüm dostlarımıza sakin olmalarını ve bu duygusal adıma tepki göstermemelerini telkin ettik. Yasağın uzun süreceğine inanmıyoruz.”  

Riyad’ın kararı, Mısır’da Müslüman Kardeşler ağırlıklı hükümeti temmuzda darbeyle deviren askeri cuntaya yönelik kısmen bir dayanışma gösterisiydi. Diğer bir amaç ise hükümetin darbeye verdiği desteğe içeriden gelen eleştirileri susturmaktı. Örneğin Avaci, darbeyi ve dolayısıyla üstü kapalı olarak Riyad’ı kınayan bir bildiriyi internete koymuş ve binlerce kişi metne imza vermiş. Ancak daha sonra hükümetin zoruyla bildiriyi kaldırmak durumunda kalmış.

Suudi bir araştırmacıya göre, hükümetin kararında etkili olduğu anlaşılan bir diğer etmen, Sahva örgütlerinin gençleri Suriyeli isyancılara katılmak için devşirdiğine dair iddialar. Suudi hükümeti Suriye’deki ayaklanmayı desteklese de Suudi gençlerin, bazıları El Kaide bağlantılı olan bu örgütlere katılmasını yasakladı. Zira gençlerin bu tecrübe sırasında radikalleşmesi, Riyad’ı ürkütüyor.

Kral Faysal Araştırma ve İslami Çalışmalar Merkezi’nin araştırma direktörü Suud El Sarhan, konuya ilişkin şöyle diyor: “Müslüman Kardeşler, Suudi Arabistan ve diğer ülkelerdeki insanları Suriye’deki savaşa gönderiyor, gitmeleri için teşvik ediyor. Sahva'nın bu grubu, ilk kez açıkça Suriye'deki savaşa katılıyor ve insanlardan da katılmalarını istiyor.” Sarhan, Suriye'deki savaşta ölen kimi Suudi gençlerinin Sahva hareketinde faal olan ailelere mensup olduğunu da sözlerine ekliyor.  

Bakanlığın açıklamasına göre, El Kaide bağlantılı örgütlerin yanı sıra Müslüman Kardeşler'e en ufak sempati gösterisi suç sayılıyor. Buna destekleyici slogan ve simgelerin kullanılması de dâhil. Nitekim açıklamanın ardından pek çok Suudi, Müslüman Kardeşler ile 2013 Ağustos'unda Kahire Rabia El Adeviye Meydanı'nda Mısır askerlerince öldürülen göstericilerin aileleriyle dayanışma ifade eden dört parmak işaretlerini Twitter ve Facebook sayfalarından kaldırdı.

Üst düzey bir hükümet yetkilisinin verdiği bilgiye göre, Suudi Arabistan’daki Müslüman Kardeşler ağları "halkı örgütlemeye başladı" ancak sempatizanlar “eylemde bulunmadıkça” tutuklanmayacak.

Kimi Suudilere göre, hükümetin tüm sempatizanları tutuklaması zaten imkânsız, ancak bu yeni terör damgası, hükümeti eleştirenleri ya da huzursuzluk çıkarmakla suçlananları susturmak için kullanılabilir.

Müslüman Kardeşler'in Londra'daki basın bürosundan yapılan açıklamada Suudi Arabistan’ın attığı bu adımın “Müslüman Kardeşler'le tarihsel ilişkilerine bütünüyle zıt olduğu”, "şaşkınlık" ve "kaygı" ile karşılandığı ifade edildi. Açıklamada şöyle devam edildi: "Tarih, Müslüman Kardeşler'in aşırılıktan uzak, doğru İslami ideolojileri yaymakta daima öncü olduğunu kanıtlamıştır. Suudi Arabistan'daki pek çok itibarlı âlim de bunu teyit etmiştir.”

Müslüman Kardeşler'in krallıktaki geçmişi, 1950-1960'lara kadar uzanır. Suudi monarşisi, o yıllarda Mısır lideri Cemal Abdül Nasır ve başka Arap liderlerin baskısından kaçan Müslüman Kardeşler mensuplarına kucak açtı. Resmen örgütlenmelerine izin verilmese de bu gruplar, İslami ideolojilerine sıcak bakan dini bir ortam buldu ve burada serpilip büyüdü. Genişleyen Suudi bürokrasisinde görev aldılar ve çalışmaları için bağış topladılar.

Ne var ki Müslüman Kardeşler ile monarşi arasındaki ilişkiler, Sahva'nın faaliyetleri nedeniyle zaman içinde giderek gerildi. Buna Sahva’nın Körfez Savaşı sırasında ABD birliklerinin  krallıkta konuşlanmasına karşı çıkması  da dâhildi.  Daha yakın zamanda ise Riyad, eski müttefiki Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in devrilmesine yardım ettiği ve Mısır ekonomisini beceriksizce yönettiği için Müslüman Kardeşler'e öfke duydu. Dahası, Sahva’nın Müslüman Kardeşler'in Mısır’daki seçim zaferinden cesaret alıp yeniden siyasi reform taleplerini kışkırtmasından korktu.

More from Caryle Murphy

Recommended Articles