Ana içeriğe atla

Türkiye'nin Twitter Fenomenleri Muhalifleri Marjinalleştirmeye Çalışıyor

Türkiye'nin Twitter Fenomenleri Muhalifleri Marjinalleştirmeye Çalışıyor.

A supporter of Turkish Prime Minister Tayyip Erdogan stands in front of a police fence as she waits for his arrival at Istanbul's Ataturk airport early June 7, 2013. Erdogan told thousands of cheering supporters on Friday his authority came from the ballot box and urged them not to be drawn into violence, in a show of ruling party strength after a week of fierce anti-government protests. Addressing crowds at Istanbul airport from an open-top bus after returning from a trip to North Africa, Erdogan called on

25 Temmuz'da Mısırlı kadın köşe yazarı Gada Şerif, Mısır başbakan yardımcısı General Abdülfettah Sisi hakkında hayli ihtiraslı bir köşe yazısı kaleme aldı. Yazısı, Şerif'in hayranlığını sosyal ve basılı medyada “General Sisi'nin dördüncü karısı veya cariyesi olmaya çalışmak” şeklinde ifade eden Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) yanlısı bilirkişilerden hararetli tepkiler çekti.

Yeni Şafak gazetesi yazari Abdurrahim Boynukalın, “Ece Temelkuran da itiraz etmezdi” şeklinde bir tweet atarak, bazı Türk kadınlarının sırf AKP devrilsin diye bir generalle çokeşliliği bile kabul edebileceğini ima etti. Temelkuran da, AKP'nin politikalarına karşı çıkışlarıyla bilinen, lafını sakınmayan bir kadın köşe yazarı.

Temelkuran'ın bu türden duyguları dile getirdiğine dair bir kanıt yok, yakın zamanda herhangi bir Türk generali de gündeme gelmiş değil. Ancak şaşırtıcı bir şekilde, Türkiye'deki sosyal ve basılı medyada, Erdoğan'ın karakter kültü etrafında Şerif'in çizgisine benzer, yeni bir “ihtiras” trendi baş gösterdi. Bu trend, ifade özgürlüğünü bastırmanın başka bir yöntemi. Herkesin gözü önünde yapılan bu sistematik ilan-ı aşk, şüphelenmeden bakan gözler için masum ve doğal görünse de, ödülü kayırmacılık olunca ve yeterince “aşk” ilan etmeyenler sürekli hedef gösterilince, bir baskı biçimine dönüşüyor. Bu trendi açıklamak için, birkaç acıklı örneğe bakalım.

Al Monitor'ın “Turkey Pulse” sayfasına katkıda bulunanlar, Türk basınının karşı karşıya kaldığı zorlukları iyi bilirler. Yavuz Baydar, Türkiye'de medya patronlarının sair mali çıkarlarının, haber aktarımını denetlemek için temel basın özgürlükleriyle nasıl içli dışlı hale geldiğini anlatmıştı. Baydar kısa süre önce, düşüncesini açıkça söylemesinin cezası olarak gazetesindeki okur temsilciliği görevini kaybetti. Dolayısıyla, Türk yetkilileri için hükümet dostu bir medya yapısı oluşturma yolunda, gazetecilere hapis cezalarından, sansürden, işten atılma tehditlerine kadar uzanan birçok yöntem mevcut.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish