Tevekkül Karman, Nobel Barış ödülünü hakkıyla kazanmış, gözü pek bir basın özgürlüğü savunucusudur. Karman, Yemen Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih’in 34 yıllık otoriter rejimine karşı Yemen halkının verdiği mücadelenin etkili seslerinden biri olmuştu, günümüzde de Yemen’in demokrasi yolculuğunda önemli bir isim olmaya devam etmektedir. Ne var ki Karman’ın geçtiğimiz günlerde yazdığı bir makalede devrik Mısır lideri Muhammed Mursi’yi Nelson Mandela’ya benzetmesi, hayret verici derecede yanlıştır. Zira 20. yüzyılın en etkin ve ilham verici liderlerinden biri olan Mandela’nın ismi cesaret, mücadele ve bilgelikle özdeştir. Mandela, hâlen küresel bir ahlak timsalidir. Mursi ise böyle övgülere layık olmadığı gibi bunların yakınından bile geçemez. Mandela’nın başkanlığına damga vuran olay, halkın bütünleşmesiydi. Mursi’nin bir yıllık cumhurbaşkanlığının ayırt edici özelliği ise, Mısır halkı arasındaki tehlikeli kutuplaşmanın derinleşmesiydi.
Bu yazı Karman’ın şahsına yönelik bir saldırı değildir ki maalesef sosyal medyada Karman’ın fikirlerini değil, şahsını hedef alan kısır ve kaygı verici bir sataşma kampanyası söz konusudur. Bu metin, cüretkâr ve yanlış olan bir sava yönelik karşıt bir görüştür. Karman, tabi ki eski cumhurbaşkanını savunma, onu deviren ordunun mantığını sorgulama ve Mısır demokrasisinin gidişatı konusunda kaygılar dile getirme özgürlüğüne sahiptir. Zaten kaygılanmak için fazlasıyla sebep olduğu da muhakkaktır.
Ancak Mursi’yi Mandela’yla özdeşleştirmek, miyop ve gülünç bir bakış açısıdır. Bu yaklaşım, hem Mursi’nin kısa ömürlü cumhurbaşkanlığının hem de Mandela’nın uzun soluklu özgürlük mücadelesinin temelden yanlış anlaşıldığını ortaya koymaktadır. Mandela, Mursi’nin olmadığı her şeydir. Apartheid karşıtı bir devrimci olarak yola çıkan Mandela, yaklaşık 30 yıl cezaevinde kalmıştır. Devlet başkanlığına seçilir seçilmez ise, Güney Afrika toplumunun mustarip olduğu derin bölünmüşlüklere deva bulmak için hızla harekete geçmiştir. Ulusal birlik hükümeti kuran Mandela, Hakikatleri Araştırma ve Uzlaşma Komisyonu’nun kurulmasına da öncülük etmiştir. Komisyon, bazı eleştirilere hedef olsa da ülkenin geçmişi geride bırakıp geleceğe odaklanmasını sağlayabilmiştir. Mandela kusursuz değildi, fakat özellikle ileriyi görme, attığı her adımın simgeselliğini ve etkisini anlama konusunda ustalığını kanıtlamıştır. Farklı kesimler arasında köprüler kurma ve uzlaşı sağlama gayretlerini aralıksız sürdüren Mandela, bunu yaparken de ilkelerinden ödün vermemiştir.
Mursi’nin mensup olduğu hareketin demokrasiye bağlılığı ise en hafif deyimle kuşkulu, demokrasi anlayışı da çarpıktır. Bu hareket, kıl payıyla kazandığı seçimden hemen sonra saldırgan bir tavırla iktidarını pekiştirmeye kalkışmıştır. Mandela vizyon sahibi, ileri görüşlü biriydi. Mursi ise, güç paylaşımının yararlarını görmeyi reddeden, kısa vadeli bir taktikçiydi. Mursi’nin güvenlik alanında reform ihtiyacına ilişkin yaklaşımı, bu durumun çarpıcı ve ironik bir örneğidir. Mursi, kendisini iktidara taşıyan seçim ittifakını korumayı becerseydi o korku salan güvenlik teşkilatında reformlar başlatabilir, bu ittifakı genişletme becerisi göstermesi halinde de reformları başarıyla hayata geçirirdi. Ne var ki bir gün kendi hâkimiyetine sokacağı inancıyla övgüler düzdüğü o güvenlik teşkilatı, bugün kendisine ve destekçilerine karşı kullanılmaktadır.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.