Suriyeli Kürtler arasındaki ABD destekli müzakereler Türkiye’nin hedefinde

Türkiye Suriyeli Kürt gruplar arasında geçen ay başlayan müzakerelerden duyduğu rahatsızlığı açıkça dile getirmeye başladı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor Demokratik Birlik Partisi’nden (PYD) bir yetkili Suriye-Irak sınırında nöbet tutarken, 31 Ekim 2012.  Photo by Photo by REUTERS/Thaier al-Sudani..
Amberin Zaman

Amberin Zaman

@amberinzaman

İşlenmiş konular

Suriye çatışması

May 12, 2020

Türkiye’nin rakip Suriyeli Kürt gruplar arasında ABD’nin aracılığında sürdürülen uzlaşı görüşmelerinden duyduğu rahatsızlığı açıkça dile getirmeye başlaması Washington’ın uzlaşmaz hedeflerini gerçekleştirmeye yönelik son teşebbüsünün başarısız olma ihtimalini artırdı. Bu hedefler, hem Kürtlerle ortaklığı sürdürmek hem de bu ortaklık nedeniyle gerilim yaşadığı NATO müttefiki Türkiye ile ilişkileri onarmak.

Ankara’nın hoşnutsuzluğu Anadolu Ajansı’nın 11 Mayıs’taki haberinde de dile getirildi. İhtilaflı Kürt gruplar arasındaki uzlaşı görüşmeleri, “Suriye'nin kuzeyindeki işgalci terör örgütüne uluslararası arenada temsil alanı açma” çabası olarak tanımlandı.

Türk Dışişleri Bakanlığı da aynı gün yaptığı ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeler nedeniyle Yunanistan, Mısır, Kıbrıs ve BAE’ye çıkışan açıklamasında uzlaşı görüşmelerindeki rolü nedeniyle Fransa’yı da hedef aldı. Öte yandan görüşmelerin içeriğine vakıf kaynaklar Fransa’nın bu yeni tura katıldığına dair haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uzun zamandır müttefiki olan Irak Kürdistan Bölgesel Başkanı Neçirvan Barzani de hoşnutsuzluktan nasibini aldı. Anadolu Ajansı Barzani’nin Fransa ve ABD tarafından “görevlendirildiğini” yazdı.

İstanbul merkezli Suriye geçici hükümetine bağlı Kürt muhalif grupların çatı örgütüKürt Ulusal Konseyi (KUK) ile Suriye’nin kuzeyindeki özerk yönetimin unsurlarından Demokratik Birlik Partisi (PYD) arasındaki uzlaşı görüşmeleri geçen ay başladı. Görüşmelere sahada ABD Dışişleri Bakanlığı’nı temsilen William Roebuck aracılık ediyor.

Geçmiş uzlaşı müzakerelerine Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani aracılık etmiş, ancak girişimler muhtelif nedenlerle sonuçsuz kalmıştı. Bunlardan biri de Türkiye’nin uzlaşı çabalarına karşı Irak Kürdistanı’nın iktidar partisi olan KDP ve KUK’un üzerindeki nüfuzunu kullanmasıydı.

Ankara kuzey Suriye Kürtleri arasında olası bir uzlaşıyı Türkiye içindeki 14 milyonu aşkın Kürt nüfusunu ayrılıkçılığa teşvik edecek varoluşsal bir tehdit olarak görüyor.

Parlamentonun üçüncü büyük partisi Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Washington temsilcisi Giran Özcan Al-Monitor’a e-posta ile şunları aktardı: “Kürt haklarının yükselişi deniz seviyesinin yükselişine benzer. Bir yerde yükseldiği zaman her yerde yükselir.” 

Dolayısıyla müzakerelerin yeniden raydan çıkmasından endişelenen ABD’nin, nafile de olsa taraflara basın açıklamalarından kaçınmalarını telkin etmesi şaşırtıcı değil. 

Bir önceki müzakereler Suriye Demokratik Güçleri (SDG) komutanı Mazlum Kobane’nin liderliğinde ekim ayında başlatılmıştı. ABD öncülüğündeki koalisyonun İslam Devleti’ni çökerten mücadelesinde kritik rol oynayan Kobane, ardından stratejik zekasını savaş alanından diplomasiye kaydırdı. Kobane, şimdi KUK ve diğer Kürt partilerle işbirliği yaparak özerk yönetimin diplomatik meşruiyetini ve içerideki desteği artırmayı umuyor.

Kobane ocak ayında Al-Monitor’a verdiği bir röportajda bu çabaları şu an askıda olan Cenevre’deki barış görüşmelerinde Kürt hakları için ortak bir cephe oluşturma çabası şeklinde tanımlamıştı. 

Görüşmelerin zamanlaması da tesadüf değildi. Kobane Türkiye’nin 9 Ekim’de başlattığı ve Tel Abyad ile Rasulayn arasında SDG kontrolünde bulunan toprakların büyük bölümünü ele geçirdiği askeri harekâtın hemen ardından KUK’la temaslara başlamıştı. Harekâta, ABD Başkanı Donald Trump’ın Erdoğan ile bir telefon görüşmesinin ardından Amerikan birliklerini bölgeden çekeceğine dair sürpriz açıklaması yeşil ışık yakmıştı.

Türkiye harekâtı uzun zamandır dile getirdiği SDG’nin terör örgütü olduğu savıyla meşru görüyor. Bu sav, Kobane ve özerk idare içindeki diğer üst düzey isimlerin yıllardır yasadışı PKK kadrolarında yer alan kişiler olmasından kaynaklanıyor. PKK, Türkiye’nin yanı sıra ABD’nin de terör örgütleri listesinde.

PKK’nin Türk devletine karşı sürdürdüğü silahlı mücadele 1984’ten beri sonuçsuz kalan barış görüşmeleri ve ateşkeslerle beraber aralıklarla sürüyor. Türkiye 2015’te çöken son barış görüşmelerinin ardından SDG’ye ve örgütle ilişkisini kesmesi için ABD’ye baskıyı artırmış durumda. 

ABD de Kobane'den tüm üst düzey PKK kadrolarının SDG’nin tüm askeri ve sivil birimlerinden tasfiye edilmesini istiyor. Bu isimler Suriye ordusu 2012’de bölgeden çekildikten sonra kuzeydoğu Suriye'deki özerk idareyi kuran kişilerden oluşuyor. 

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Jim Jeffrey öncülüğündeki Suriye ekibinin kimi unsurları şu an “Menbic modeli” üzerinde duruyor. Fırat Nehri’nin batısında SDG kontrolünde bulunan tek kasaba olan, Arap ve Kürt nüfuslu Menbic’deki tüm yerel idari ve askeri kadrolar Ankara’nın talepleri doğrultusunda PKK ile bağlantılı addedilen tüm isimlerden temizlenmişti. Ancak Türkiye Menbic’e ilişkin taleplerinin hâlen ram olarak karşılanmadığını savunuyor. 

KUK ile diğer Suriyeli Kürt partiler arasında sağlanacak bir uzlaşı özerk yönetimin “PKK terör devleti” olduğuna dair Türk savını zayıflatabilir. Daha iyimser bir tahminle ise Türkiye’nin ABD-SDG ortaklığına dair itirazlarını sona erdirerek Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’ye yönelik yeni askeri müdahalelerinin ve potansiyel ABD ihanetlerinin önünü keser. 

Ayrıca Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’nin dünyaya açılan tek sınır kapısı olan ve hâlihazırda insani yardımların geçişi için kullanılan Fiş Habur geçişinin kapatılması için Barzani ailesine yaptığı baskılar da hafifleyebilir. 

İdeal bir dünyada, Türkiye Irak Kürdistanı’nda olduğu gibi özerk yönetimle sınırlarını açarak ticarete başlar ve özerk idare kendine yeten bir yapıya dönüşerek ikinci bir “Kuzey Irak” olur.

Trump’ın ABD güçlerinin bölgede kalmasına gerekçe olarak gösterdiği kuzeydoğu Suriye petrolü Türkiye ile Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasında olduğu gibi Türkiye ile özerk idare arasındaki ilişkilerin yumuşatılmasında da kolaylaştırıcı bir rol oynayabilir. Washington ile Ankara arasındaki SDG gerilimi de böylelikle sona erer.

PKK açısından, böyle bir senaryo Türkiye’yi hapisteki PKK lideri Abdullah Öcalan ile barış görüşmelerine yeniden başlamaya itebilir ve yeni bir ateşkesin önünü açabilir. Bu da militanlara, Türkiye’nin insansız hava araçlarıyla düzenlediği artan ölümcül saldırılarından nefes aldırabilir. Irak Kürdistanı’nda bulunan kıdemli bir PKK kadrosu, WhatsApp üzerinden Al-Monitor’a, “Görüşmelerin başarıya ulaşmasını herkesten çok biz istiyoruz” dedi.

Üst düzey bir KUK yetkilisi ise isminin açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a, “Amerikalılar gerçekten ciddiler, Kobane de oldukça samimi” diye konuştu. KUK’un da Kobane’nin girişimlerini görmezden gelmesi zor. Zira böylesi bir tavır, Türk işgalinin bölgede infial yarattığı bir ortamda KUK’un talimatlarını Ankara’dan aldığına dair suçlamaları güçlendirir. Dahası Anadolu Ajansı’nın da işaret ettiği gibi Barzani ailesi de sürece dahil.

Ne var ki, olası bir anlaşma daha baştan başarısızlığa mahkum olabilir.

Gözlemlerini serbestçe dile getirebilmek için kimliğinin açıklanmasını istemeyen konuya vakıf bir kaynak Al-Monitor’a şunları aktardı: “Kürtlerin büyük güçler tarafından bölünmeden iyi geçinmeleri iyi bir şey. ABD-Suriye ekibinde büyük bir Kürt bloğunun Türkiye’yi yatıştırarak, kuzeydoğu Suriye’nin Şam ve İran’ın frenlenmesinde rol oynayabileceğine inananlar var.”

Ancak ekim ayındaki harekâtın da gösterdiği gibi Washington, Kürtlerin pahasına da olsa Ankara ile ilişkilerine öncelik vermeyi sürdürüyor.

Kaynak şöyle devam etti: “Türkiye, Cenevre’de SDG’ye karşı vetosunu asla kaldırmaz. ABD’nin SDG’nin Cenevre’de temsil edilmesi konusunda ısrarcı olması lazım, bilhassa da Cenevre’yi Şam’la müzakerede tek forum olarak gördüğü için. Ama bunu yapmaz. Dolayısıyla mesele Kürtler arasında olumlu bir uzlaşıdan ziyade SDG’yi Cenevre’ye taşımaksa bu yol hiçbir yere çıkmaz.” 

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yeğeni ve HDP Milletvekili Ömer Öcalan’a göre “Türkiye Kürtlerin siyasi kazanım elde ettiğini düşündüğü her yerde bu kazanımları bastırmaya kararlı.” Öcalan, Al-Monitor’a telefonla şunları aktardı: “Kürt meselesi Türkiye sınırlarını aşmıştır ve sadece Türkiye’deki iç siyasi dinamiklerle çözülmez. Biz Kürtler olarak şimdi büyük düşünmek ve uluslararası ittifaklar kurmak zorundayız, elbette kendi değerlerimiz ve ilkelerimiz çerçevesinde.”

İsimlerinin açıklanmaması kaydıyla konuşan Batılı kaynaklara göre ise ABD’nin Suriye ve Irak Kürtlerinin daha iyi geçinmesini istemesinin bir diğer nedeni Irak’ın dışında ABD birliklerinin konuşlanabileceği alternatif yerlere ihtiyaç duyması. Zira İran Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin ardından Irak’taki ABD birliklerinin çekilmesine yönelik çağrılar ağırlık kazandı.

Batılı bir gözlemci Al-Monitor’a telefonla şunları aktardı: “Amerikalılar için [Irak Kürdistanı ile Suriye arasındaki] sınırın açık olması lazım. Çünkü Kürtlere olan ihtiyaçları arttı. Burada kritik olan sürecin kendisi, süreç ortamın sakin olmasını sağlıyor.”

Bir diğer gözlemci ise farklı görüşe sahip: “Kuzey Irak’ta kalmak için niçin kuzeydoğu Suriye’deki o küçük alana ihtiyacımız olsun ki?”

Türkiye ise daha da müstehzi bir adım atarak Bağımsız Suriyeli Kürtler Birliği’ni İstanbul merkezli Suriye muhalefetine katılmaya çağırdı. Yeni yayımlanan “The Kurds of Northern Syria” (Kuzey Suriye Kürtleri) kitabının yazarı Wladimir Van Wilgenburg’e göre ise 2016’da Ankara tarafından kurulan grup sahada neredeyse hiçbir desteğe sahip değil. 

Türkiye’nin amacının “PYD ile müzakerelerde KUK üzerinden baskıyı artırmak” olduğunu düşünen Wilgenburg, Al-Monitor’a e-posta ile şunları aktardı: “Türkiye KUK’un PYD ile anlaşması durumunda KUK’a başka alternatiflere sahip olduğunu göstermeye çalışıyor. [Bu adım] anlaşmanın olabileceğine dair endişeleri yansıtıyor.” 

Wilgenburg Kürtler arasında olası bir uzlaşının Türkiye hariç muhtelif nedenlerle “sınırlı” şansa sahip olduğu görüşünde. PYD’nin KUK’a bağlı Roj Peşmergeleri’nin SDG’ye eklemlenmesine yanaşmayacağını düşünen Wilgenburg, “rakip bir silahlı Kürt gücü istemiyorlar” çünkü bu, Kürtler arasında yeni bir ihtilafa yol açabilir dedi. Aynı şekilde Roj Peşmergeleri de SDG’nin emrine girmek istemiyor. 

KUK yetkilisi ise müzakerelerin şimdiye kadar somut bir adımdan ziyade “temel prensipler üzerinde” anlaşmaya odaklandığını belirterek, KUK’un siyasi, idari ve askeri konularda kapsamlı bir anlaşma olmadan PYD ile Cenevre’de aynı masaya oturmayacağını vurguluyor. 

Irak Kürdistanı’nda da süreci karmaşıklaştıran gelişmeler var. PKK ile KDP arasında Kandil’e yakın stratejik bir bölge olan Zine Werte üzerinden bir gerilim yaşanıyor.

Gerilim, KDP’nin COVID-19’un İran’dan kaçak giriş çıkışlarla yayılmasını önleme gerekçesiyle geçen ay Zine Werte’ye 400 Peşmerge göndermesiyle başladı. PKK, KDP’nin gerçek amacının Türkiye’nin Kandil’e düzenlediği askeri müdahaleyi kolaylaştırmak olduğunu savunarak, Peşmergelerin çekilmesi için çağrı yapıyor. Bu mesajın KDP tarafına iletilmesi için bölgeye gönderilen üç kişilik PKK heyeti Türkiye’nin hava saldırısında öldürüldü.

Ankara’nın işini kolaylaştıran gerilim, Kobane’nin Barzani ile ilişkilerini düzeltme çabalarını karmaşıklaştırıyor. 

Öte yandan, Kandil üzerindeki baskıların artması Kobane’ye PKK’nin şahin kanadını çözüm yolunun savaş değil diplomasiden geçtiğine ikna etmek için alan açıyor. Tüm tarafları bekleyen en zorlu görev ise Ankara’yı ikna etmek.

Editörün notu: Bu metnin 21'nci paragrafı çeviri hatası nedeniyle 23 Mayıs 2020'de yeniden düzenlenmiştir. 

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Suriyeli Kürtlerin petrol hamlesi Türkiye’yi yumuşatabilir mi?
Amberin Zaman | Petrol ve gaz | Ağu 4, 2020
Suriyeli Kürtler ABD’li bir petrol şirketiyle anlaşma imzaladı
Amberin Zaman | Petrol ve gaz | Tem 30, 2020
Suriyeli Kürtler yeni bir tehlikeyle karşı karşıya: Petrol kirliliği
Dan Wilkofsky | Petrol ve gaz | Haz 30, 2020
Suriyeli Kürtler: Mahsul gaspı Türk yardımlarını gölgede bırakıyor
Amberin Zaman | türk-kürt çatışması | Haz 22, 2020
Suriyeli Kürtler birlik için ‘tarihi adım’ atarken Ankara sessiz
Amberin Zaman | Suriye çatışması | Haz 17, 2020

Recent Podcasts

Featured Video