Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) Mart 2024 yerel seçimlerinde kendi partisine ülke çapında üstünlük sağlamasının ardından mahpus PKK lideri Abdullah Öcalan ile gizli görüşmeler başlatmıştı. Erdoğan'ın hedefleri belliydi: Muhalefetin zaferine katkıda bulunan CHP ile Kürt yanlısı DEM Parti’nin seçim ittifakını bozmak ve 2028'de ikinci ve son beş yıllık cumhurbaşkanlığı dönemi sona erdiğinde üçüncü kez aday olmasını sağlayacak yasal ve siyasi hamleler için DEM'den destek almak.
Erdoğan'ın milliyetçi müttefiki Devlet Bahçeli'nin Ekim 2024'te sıra dışı bir meclis konuşmasıyla duyurduğu Kürtlere yönelik bu girişim, kuşkucu Türk kamuoyuna “terörsüz” bir Türkiye inşa etme çabası olarak sunuldu.
Bu süreç sonucu güvenlikçi devletin hedefleri ile Erdoğan'ın şahsi hırsları arasında mükemmel bir örtüşme olacak, Kürtlere de bazı faydalar sağlanacaktı. PKK, Türk devletine karşı 40 yılı aşkındır yürüttüğü silahlı mücadeleye son verecek, ardından örgüt lağvedilecekti. Bir önceki barış görüşmelerinin 2015'te çökmesine katkıda bulunan milliyetçi öfkeye bu süreçte meydan verilmeyecekti.
Buna karşılık, Öcalan’a ve belli şartları karşılayan militanlara af ve başka yasal imkânlar tanınacaktı. Seçilmiş Kürt yetkililere ve Kürt kimliğinin açık ifadesine yıllardır uygulanan baskılar sona erecekti. En büyük mükafat ise PKK'nin Suriye uzantısının ülkenin kuzeydoğusunda kısmi ABD koruması altında kurduğu devletçiğin, onu yıllardır ortadan kaldırmaya çalışan Ankara tarafından zımnen kabulü olacaktı. PKK'nin Öcalan’ın talimatlarına uymasında bu beklentinin etkili olduğu düşünülüyor. PKK 12 Mayıs'ta silah bırakıp kendini feshedeceğini duyurdu. PKK'nin hamlesini o günlerde Al-Monitor'a değerlendiren Iraklı Kürt akademisyen Bayar Dosky, “Anne, bebeği için kendisini feda ediyor” yorumunda bulunmuştu.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.