Ana içeriğe atla

Çekilme iddialarına rağmen İran Suriye'deki nüfuzunu koruyor

Tahran'ın İsrail saldırıları karşısında bazı komutanlarını Suriye'den çektiği iddia edilirken pek çok gözlemci çekilme haberlerini abartılı buluyor.

Iranians attend the funeral procession for seven Islamic Revolutionary Guard Corps members killed in a strike in Syria, which Iran blamed on Israel, in Tehran on April 5, 2024.
İran'ın İsrail'i suçladığı Suriye’deki saldırıda ölen yedi Devrim Muhafızları mensubu için Tahran’da düzenlenen cenaze töreninden bir görüntü, 5 Nisan 2024.  — HOSSEIN BERIS/Middle East Images/AFP via Getty Images

Çeşitli medya kuruluşları ve savaş gözlemcilerine göre Gazze’deki çatışma ve İsrail'in İran’a ve müttefiklerine yönelik artan saldırıları üzerine İran, Şam ve Suriye'nin güneyindeki üslerden bazı güçlerini ihtiyaten çekti. Bu haberler, İran'ın Suriye politikasında değişikliğe gittiği ve bunun Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a Arap devletleriyle normalleşme çabalarını canlandırmak için fırsatlar yaratabileceği yorumlarına yol açtı. Ancak pek çok analist haberlerin abartılı olduğunu ve İran'ın yalnızca İsrail'in nokta operasyonlarına hedef olan üst düzey Devrim Muhafızları komutanlarını geri çektiğini söylüyor.

Her halükârda İran'ın Suriye'de Şii milis müttefiklerine ihtiyacı artıyor ve Esad'ın İran'ın çekilmesini göze alabileceği yönünde herhangi bir işaret görünmüyor. Bu bağlamda Gazze çatışmasının Suriye'yi de içine çekerek yayılma ihtimali göz ardı edilemez.

İran mevcudiyetinin özellikle Dera ve Golan Tepeleri yakınındaki Kuneytra civarlarında azaldığına dair haberler, 1 Nisan’da Şam’da meydana gelen ve İsrail tarafından düzenlendiği düşünülen saldırının ardından geldi. İran’a göre hedefteki bina diplomatik bir tesisti, dolayısıyla Viyana Sözleşmesi’nin koruması kapsamındaydı. İran'ın Suriye'deki en kıdemli askeri yetkilisi olan Tuğgeneral Muhammed Rıza Zahidi ile iki başka üst düzey komutan ve dört personelin ölümüyle sonuçlanan saldırı, İran'ı İsrail'e çok sayıda füze ve insansız hava aracı (İHA) ile ilk kez doğrudan saldırmaya sevk etti. Bu hamle her ne kadar can kaybına yol açmayacak şekilde tasarlanmış ve yalnızca Bedevi bir kızın yaralanmasıyla sonuçlanmış olsa da İran’ın İsrail’i vurma iradesi ve kapasitesi olduğunu açıkça göstermiş oldu. Aynı zamanda İran’ı, özellikle Suriye’de İsrail'in yeni misillemeleriyle karşı karşıya bıraktı. İran'ın Lübnan'daki müttefiki Hizbullah’a Irak üzerinden silah ve adam sevk ettiği güzergâhta Suriye kritik bir köprü işlevi görüyor. 

Değişen bir şey yok mu?

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish