“Metrodayken biri koluma girip ‘hakkında gözaltı kararı var’ dedi. Ellerime ters kelepçe takıp, beni bir araca bindirdiler. Bir eve götürüldüm, ellerimi bağladılar. İşkence yaptılar, tecavüz girişiminde bulundular. Çamaşırlarımı çıkarıp, çıplak halde görüntülerimi çektiler ve bana ajanlık dayatmasında bulundular.”
Bu sözler 25 Ağustos günü kaçırılan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi Üyesi Celalettin Yalçın’a ait. Kaçırılıp, işkence gördü ve ardından sokağa atıldı. Yaşadıkları insanların tüylerini diken diken eden cinsten. Ancak bunu yaşayan tek o değil.
Türkiye’de özellikle 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından çok sayıda aile, yakınlarının kaybolduğu gerekçesiyle insan hakları örgütlerine başvuruda bulundu. Bir süre sonra ortaya çıkan bu insanlar darbe girişiminde bulunan Fethullah Gülen Cemaati’ne üye oldukları gerekçesiyle kendilerini Emniyet mensubu olarak tanıtan kişilerce kaçırıldıklarını anlattılar. Zaten hemen hepsi gözaltında bulundu. Aralarında hala kayıp olanlar var. Türkiye darbe girişiminin ardından kayıpları konuşurken bu kez çoğunluğu HDP’den gelen kaçırılma vakaları yaşanmaya başladı. 2019’dan bu yana süren kaçırılma girişimlerinin en son mağduru Celalettin Yalçın oldu.
Yalçın, Al-Monitor’a yaptığı açıklamada, 25 Ağustos günü parti çalışmaları sona erdikten sonra evine gitmek üzere bindiği metroda kendisini Emniyet görevlileri olarak tanıtan insanlar tarafından kaçırıldığını anlattı. Sonrası malum… Onu kaçıranların amacı Yalçın’ın ajanlık yapmasıydı. Yani partide olup bitenleri kendilerine bildirmesi. Bir de kaçırma girişimine maruz kalanlar var. Onlardan biri KHK ile işinden atıldıktan sonra “işimi geri istiyorum” eylemleri yapan Mimar Alev Şahin. 20 Ağustos’ta kendilerini polis olarak tanıtan kişilerce yolu kesildi. Siyah panelvan bir araca bindirilmek istendi.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.