Türkiye’de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yönetiminin “buluşları” arasında yer alan Türkiye Varlık Fonu (TVF), eleştirilerin hedefi olmaktan bir türlü kurtulamıyor.
Yeni yılda Milli Piyango’dan ikramiye çıkan üç biletin satılmamış olduğu anlaşıldı. Ancak bu biletlere çıkan 75 Milyon TL’lik (yaklaşık 10 milyon USD) ikramiyenin de mevzuat gereği Milli Piyango’nun lisans haklarını elinde tutan TVF’ye devredilmesi, 2021’e yine tartışmayla girilmesine yetti. Sosyal medyadan, Varlık Fonu'na kalan ikramiyenin SMA hastası çocuklar için kullanılması için kampanya başlatıldı. Kampanyaya yoğun bir katılım oldu, birçok sanatçı ve siyasetçi destek verdi. TVF’nin yönetim kurulu başkanı da olan Erdoğan ise kampanyaya anında tepki gösterdi: “İnsan sağlığı üzerinden kampanya yürütüyorlar. Bu nasıl bir ahlaksızlıktır. Bizim bu konuda ne kadar hassas olduğumuz bilinmiyor mu? SMA hastalarının tedavisi için ne gerekiyorsa yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz.”
TVF, 2020 biterken de gündemdeydi. Borsa İstanbul’un yüzde 10’luk hissesinin Erdoğan’ın çok yakın ilişkiler sürdürdüğü Katar’ın varlık fonuna satılması eleştiri konusu yapılmıştı. TVF’nin anayasal denetim organı Sayıştay’ın denetiminin dışında olması ise sürekli parlamento gündeminde.
Gelin görün ki 20 kamu kuruluşunu, bazı lisansları, bir dizi gayrimenkulü çatısı altında “varlık” olarak tutuyor görünen TVF, gerçekte neredeyse “varlıksız”. Çatısı altındaki kuruluşların çoğu Hazine ve Maliye Bakanlığı’na ya da farklı bakanlıklara bağlı ve gelir yaratırlarsa gelirleri merkezi bütçeye gidiyor, sermayeleri azalır ya da “görev gereği” zarar ederlerse de zararları merkezi bütçeden karşılanıyor. Daha da ilginci TVF, kamu denetçisi Sayıştay tarafından denetlenemiyor ama hisselerini elinde tuttuğu bu kuruluşlar, kamu bankaları Sayıştay denetiminde.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.