Ana içeriğe atla

Suriyeli muhalifler niçin Türkiye’den gitmek istiyor?

Suriye iç savaşının patlak vermesinden sonra milyonlarca sığınmacıya kucak açan, Suriyeli muhaliflere destek veren Türkiye’nin zamanla kendi menfaatleri doğrultusunda tutum değiştirmesi ülkede yaşayan pek çok Suriyeliyi hayal kırıklığına uğrattı.

Turkish anti-riot police officers run as Kurds protest against Turkish military operation in Syria, in Istanbul, on October 13, 2019. - Fighting has engulfed the border area in northeastern Syria since Turkey launched an offensive on October 9 to push back the Kurdish-led Syrian Democratic Forces (SDF), displacing 130,000 people so far according to the United Nations, amidst warnings from aid groups of another humanitarian disaster in Syria's eight-year-old war if the offensive is not halted. (Photo by Yasi
Türkiye’nin Suriye’deki askeri harekâtını İstanbul’da protesto eden Kürt göstericilere müdahale eden çevik kuvvet polisi, 13 Ekim 2019. — Photo by YASIN AKGUL/AFP via Getty Images.

Genç Suriyeli aktivist Nesrin Ali, Nisan 2015’te büyük hayallerle Türkiye’ye gelmiş ve Suriye sınırında hareketli bir kent olan Gaziantep’e yerleşmeyi düşünmüş. Gaziantep’i “benim gibi ülkemizi değiştirmek, istikbalini şekillendirmek isteyen insanların doluştuğu” bir kent olarak tanımlayan Ali, Suriyelilerin kurduğu muhalif bir radyo kanalında multimedya muhabiri olarak işe girmiş. Görevi kapsamında o dönem muhaliflerin elinde olan Halep’e gidip gelmeyi ve gördüklerini aktarmayı üstlenen Ali, “Devrimimizi gasp etmeye çalışan radikaller ve cihatçılara karşı Halep’in nasıl mücadele ettiğini duyduğumda gerçekten heyecanlandım. Onların arasında olmak istiyordum. Hayatımın burada nasıl olacağına dair kafamda ideal bir resim oluşmuştu” diyor.

Beş yılın ardından 32 yaşındaki Ali bugün hayal kırıklığı ve umutsuzlukla dolu. Türk hükümetinden çekindiği için takma isim kullanıyor. Sosyal medyada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında “tehlikeli sözler” yazmaması için annesi tarafından her gün uyarıldığını anlatıyor. Şu an Batı’dan mali destek alan bir insani yardım kuruluşunda çalışıyor ve bu kuruluş bile hazırladığı raporlarda Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’de 1 milyon insanın suyunu defalarca kestiğini söylemeye cesaret edemiyor. Halep ise tümden rejimin kontrolü altında.

Ali şöyle konuşuyor: “Suriye devrimi yolsuzluğa, korkuya karşı bir devrimdi. Korku içinde yaşamak istemiyordum. Buraya o yüzden gelmiştim ama şimdi yine korku içinde yaşıyoruz. Türkiye’nin ülkenizi mahvettiğini görüyorsunuz ama buna dair yazı bile yazamıyorsunuz.”

Ayaklanmanın ilk günlerinde daha özgür olma umuduyla Türkiye’ye gelen ama umutları bugün tükenmiş olan başka Suriyeli aktivistler de benzer duygular dile getiriyor. Suriye’deki hak ihlallerini belgeleyen bir internet sitesinin editörü bunlardan biri. Muhammed Mustafa takma ismiyle anacağımız bu kişi Al-Monitor’a şöyle konuştu: “[Türkiye’deki] istihbarat makamları beni çağırdılar ve alenen ‘Ya dediklerimizi yaparsın ya da burada barınamazsın’ dediler. Bu, birkaç kez oldu. Açık söylemek gerekirse artık eskisi gibi her şeyi yayınlayamıyorum. Kaçak yollardan Avrupa’ya gidebilen herkes gidiyor. Gidemeyenlerin ise sessiz kalması kendi yararlarına. Benim de gitme zamanım geldi.” 

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish