Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu silahlı Kürt gruplarının Suriye-Türkiye sınırındaki 30 kilometrelik güvenlik bölgesinden beklendiğinden önce çekildiğini 29 Ekim’de Türk mevkidaşına bildirdi. Şoygu “Suriye sınır muhafızları ve Rus askeri polisi bölgeye girmiştir” dedi. Ancak Bakan ertesi gün, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 22 Ekim’de Soçi’de imzaladıkları mutabakatın uygulamada bazı zorluklarla karşı karşıya olduğunu teslim etti.
Şoygu ne gibi zorluklar yaşandığına açıklık getirmedi. Ancak Rus ve Türk güçlerinin Haseke vilayetindeki Derbesiye sınır kapısında buluşmasından kısa bir süre önce Türkiye’nin bölgeye topçu ateşi açtığı ve altı kişinin yaralandığı bildirilmişti. Rusya’nın Suriye’deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi bu iddiayı yalanladı, kimliği belirsiz faillerce patlayıcı bir düzeneğin infilak ettirildiğini ve olayın “provokasyon” olduğunu söyledi. Ayrıca, ateşkese rağmen, Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) ile Suriye hükümet güçleri arasında ve SMO ile Kürt savaşçılar arasında çatışmalar ara ara devam etti.
Soçi anlaşmasında, sınırın Suriye tarafında 10 kilometre derinlikte Rusya ve Türkiye’nin ortak devriye yapması öngörülüyor. Erdoğan, Rusya’nın Soçi anlaşmasının gereklerinin yerine getirmemesi halinde Türkiye’nin Suriyeli Kürtlere yönelik yeniden harekete geçebileceği uyarısında bulundu. Ancak bu açıklamanın Erdoğan’ın iç siyaset gereği sert görünme isteğinden kaynaklandığı düşünülüyor.
Soçi anlaşmasının sonuçlarından biri, Astana süreci kapsamında başlayan Rusya-Türkiye işbirliğinin Fırat’ın doğusuna uzanması ve Adana mutabakatının tatbikine zemin hazırlaması oldu. Moskova açısından ilave bir fayda da şu: Rusya’nın Suriye müdahalesindeki asli amaç Suriye topraklarını korumaktı ve Adana perspektifi, dikkatleri Türkiye’nin Suriye’deki varlığından başka yöne çekiyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.