Türkiye’nin “Barış Pınarı Harekâtı” ile Suriye’nin kuzeyinde kontrol ettiği alanlara yeni bir halka eklenirken 1998 Adana Mutabakatı temelinde yeniden Şam’la köprüleri kurup kuramayacağı tartışılıyor.
Adana Mutabakatı, ilk olarak 23 Ocak’ta Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin tarafından Moskova’da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı ağırlarken gündeme getirilmişti. İlk etapta amaç Türkiye’nin ABD ile Fırat’ın doğusunda tampon bölge kurma planlarını bertaraf etmekti. Mutabakatın çalıştırılması önerisi, nihayetinde 22 Ekim’de Soçi’de iki ülke arasında imzalanan mutabakat muhtırasına girdi. İki ülke arasındaki sorunlara bir çözüm yolu olarak Adana Mutabakatı’nın işletilmesi önerisi, Soçi mutabakatının dördüncü maddesinde bir taahhüde dönüştü: “Her iki taraf Adana Anlaşması’nın önemini teyit eder. Rusya Federasyonu mevcut koşullarda Adana Anlaşması’nın uygulanmasını kolaylaştıracaktır.” Sınırın 10 kilometre derinliğinde Türk-Rus ortak devriyesinin kararlaştırılmasında da Adana Mutabakatı geniş bir yorumla meşrulaştırıcı zemin olarak kullanıldı.
Ancak Putin, Türk-Amerikan ortaklığını önlemek, El Bab tarafında 55 kilometre derinlik kazanan Türk askeri varlığını beş kilometreye kadar geriletmek ve nihayetinde Ankara-Şam ilişkilerini normalleştirmek için Adana Mutabakatı’nı öne sürerken Erdoğan, bunu askeri müdahale için meşruiyet metni olarak kullanmaya başladı. Yani mutabakatla Putin’in varmak istediği yerle Erdoğan’ın istikameti arasında tezatlık var. Ayrıca Türk tarafı Adana Mutabakatı temelinde askeri müdahalelerin kaçınılmaz olduğunu göstermek için “Suriye rejimi Adana Mutabakatı'ndaki yükümlülüklerini yerine getiremiyor” argümanını kullanıyor. Suriye tarafı beş kilometrelik alanda bile Türkiye’nin askeri varlığını “işgal ve istila” olarak görürken mutabakatı gündemine almıyor.
Niyetler bir kenara, mutabakatın içeriği ve uygulanabilirliği çok tartışmalı. PKK lideri Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkartılmasından 11 gün sonra, 20 Ekim 1998’de imzalanan Adana Mutabakatı’nda, PKK'nin terör örgütü olarak kabul edilmesi, eğitim kamplarının kapatılması, örgütsel ve ticari faaliyetlerine son verilmesi, yakalanan militanların yargılanması ya da teslim edilmesi, PKK liderlerinin Suriye üzerinden başka ülkelere seyahat etmelerinin önlenmesi öngörülüyordu. Ayrıca alınacak önlemleri belirlemek üzere iki ülke arasında ortak telefon hattı, çalışma grupları ve ortak mekanizmaların kurulması isteniyordu.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.