İsrail ordusu 3 Haziran’da İranlılara ait bir “hava aracı tesisi” olduğu gerekçesiyle Suriye’nin Humus kentindeki bir askeri üssü vurdu. İsrail bu saldırıdan hemen önce de Golan Tepeleri yakınlarında, Kuneytra’nın güneybatısındaki bir dizi Suriye ordusu pozisyonuna hava bombardımanı düzenlemişti. Saldırıda hedefin İran ve Lübnan Hizbullahı’na ait noktalar olduğu iddia edilmişti.
İsrail’in İran ve Suriye’deki müttefiklerine yönelik saldırılarını artırması Tel Aviv’in Tahran’ın Suriye üzerindeki nüfuzunu dizginleme çabalarına hız verdiğine işaret ediyor. Çabalar sadece askeri alanla sınırlı değil. İsrailli liderler, İslam Cumhuriyeti’ne diplomatik cephede de baskıyı artırıyorlar.
Beyaz Saray 30 Mayıs’ta ABD, Rusya ve İsrail’in en tepe güvenlik yetkililerinin haziran ayı içinde Kudüs’te bir araya gelerek “bölgesel güvenlik meselelerini” ele alacaklarını açıkladı. Basına yansıyan haberlerde toplantının ana gündem maddesinin “Suriye’deki İran varlığının akıbeti” olacağı bildirildi. Washington ve Tel Aviv, İran’ın Suriye’deki nüfuzunu dizginlemeye yönelik somut adımlar atması için Moskova’yı ikna etmeye çalışıyorlar ve karşılığında Beşar Esad’ın meşruiyetini tanımak, ABD’nin Suriye’nin yeniden imarına katkısını artırmak gibi bazı “teşvikler” öneriyorlar.
ABD tarafı, Rusya ile Esad’ın meşruiyeti konusunda bir pazarlık yapıldığı iddiasını reddediyor. Rusya Devlet Başkanlığı Sözcüsü Dmitriy Peskov da bunların “yalan haber” olduğunu açıkladı. Ancak bu yalanlamalar Tahran’ı teskin etmeye yetmedi. Başlıca ortağı Rusya ile baş düşmanları ABD ve İsrail arasında yapılacak bir görüşmenin ana gündem maddesi olmak İran’ı endişelendiriyor. Zira Tahran’ın Suriye’de karşılaşabileceği en büyük zorluklardan biri --İsrail’in saldırgan politikaları hariç-- Rusya’nın İran’ın ülkedeki varlığına yönelik tutumunu değiştirmesi olur.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.