Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 27 Ocak’ta Antalya’da partisi AKP’nin üyelerine hitap ederken, yaklaşmakta olan 31 Mart Yerel Seçimleri’nin kendileri açısından önemini fevkalade güçlü sözcükler kullanarak ifade etmişti: “Bölgemizde meydana gelen son hadiseler, 31 Mart'ı şimdiden salt bir mahalli idareler seçimleri olmaktan çıkarmıştır. Bu seçimler, ülkemiz açısından bir beka meselesine, bir beka seçimine dönüşmüştür.”
Erdoğan, yerel seçimleri bir “beka meselesi” haline getirdiğini iddia ettiği bu hadiselerin neler olduğuna ise hiç değinmemişti. Bu durumda, Erdoğan’ın bahsettiği türden hadiselerin gerçekte vuku bulup bulmadığını teşhis etmek bize düşüyordu. Erdoğan’ın kastettiği bölge Suriye’den başkası olamazdı. Lakin Erdoğan’ın bu konuşmayı yaptığı sırada Suriye’de Türkiye’yi doğrudan hedef alarak yakın, gerçek, güncel ve saldırgan bir tehdit oluşturan herhangi bir hadise söz konusu değildi. Dolayısıyla, ülkedeki yerel seçimlerin bundan ötürü bir “beka meselesi” haline geldiğini iddia etmek de imkânsızdı.
Yaşanan en önemli iki hadise, geçen aralıkta ABD Başkanı Trump’ın Suriye’den çekileceklerini açıklaması ve ocakta da İdlib’in bütünüyle HTŞ kontrolü altına girmesiydi ama bunların da Türkiye’deki 31 Mart Yerel Seçimleri’ni bir “beka seçimi” haline getirdiğini ileri sürmek hiç de gerçekçi olmazdı.
Türkiye’nin değil ama belki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir “beka meselesi” olabilirdi. Meselesinin, 31 Mart Yerel Seçimleri’nde partisi AKP’nin ülkede giderek ağırlaşan ekonomik kriz sebebiyle yönetilmesi güç oy kayıplarına uğramasını önlemek olduğu anlaşılıyordu. Bölgede yaşandığı iddia edilen ve fakat tanımlanmayan “hadiseler” gerekçesiyle bir beka tehdidi algısı yaratıp milliyetçi seçmen tabanını konsolide etmek, gerçek mesele olan oy kaybı tehdidi ile baş etmenin yolu olarak karşımıza çıkıyordu.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.