Türkiye’deki Alevi toplumunun devletin Sünni çoğunluğa yönelik hizmetleri kendilerine de vermesine ilişkin taleplerinde önemli bir adım atıldı. Alevilerin devletin Sünnilerin ibadethaneleri olan camilerin elektrik parasını karşıladığı gibi kendi ibadethaneleri olan cemevlerinin elektrik paralarının ödenmesi amacıyla açtıkları dava kasım sonunda kabul edildi. Yargıtay cemevlerinin de elektrik paralarının ödenmesine karar verirken, cemevlerini de ibadethane olarak tanıdı.
Yargıtay’ın verdiği karar önemli ama yeni değil. Zira bu taleple açılan başka bir dava da 2016 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) önüne gelmiş ve cemevlerinin giderlerinin de devlet tarafından karşılanması gerektiğini belirtilmişti. Ancak Türkiye, tarafı olduğu bu mahkemenin kararını uygulamadı.
Türkiye resmi olarak bu kararı uygulamadı ama Aleviler fiilen uyguladı. Nasıl mı? AİHM’deki dava sürecini başlatan Cem Vakfı Başkanı Prof. İzzettin Doğan Al-Monitor’a şöyle anlatıyor: “Karar üzerine Cem Vakfı olarak cemevlerine genelge gönderdik. Cem Vakfı olarak elektrik faturalarını ödemedik. Çünkü hem AİHM kararı hem de devletin yasalar gereği yurttaşlarına farklı muamele yapamayacağını söyledik. Epeyce borç birikti. Şirket elektrik borçlarını isteyince ‘Buyurun gelin cemevinin elektriğini kesin’ dedik. Onlar böyle bir şey yapacakları zaman Alevilerle karşı karşıya geleceklerini bildikleri için cesaret edemediler. Hâlâ elektrik faturalarını ödemiyoruz.”
Cemevlerindeki mevcut durum böyle. Peki cemevleri bu giderlerin ödenmesinin yasal bir zemine kavuşturulmasını neden istiyor? Çünkü Alevilere göre bu basit bir “gider-gelir” hesabı değil; talepler üzerinden başlatılan mücadele Alevilerin devlet tarafından tanınması, dahası bir laiklik mücadelesi.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.