İsrail-Lübnan sınırındaki sükûnet hiç bu kadar gergin olmamıştı. İsrail’in 4 Aralık’ta başlattığı Kuzey Kalkanı Harekâtı kapsamında Hizbullah’ın İsrail topraklarına uzanan tünelleri tespit ediliyor, işaretleniyor ve havaya uçurulmak üzere patlayıcılarla tuzaklanıyor. Dolayısıyla 2007’de İkinci Lübnan Savaşı sonrası iki ülkenin Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen sınırı olan Mavi Hat’ta oldukça tuhaf bir durum söz konusu. Özel kuvvetleriyle, mühendislik araçlarıyla bölgede bulunan İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ağır matkaplar ve dozerler kullanarak hattın güney tarafındaki tünelleri ortaya çıkarmak için titiz bir çalışma yürütüyor. Sadece birkaç metre ötede bulunan Lübnan ordusu İsrail’in çalışmalarını açıkça takip ediyor, Hizbullah ise olup biteni gizlice izliyor. Bir kısmı Hizbullah’la bağlantılı olan Lübnan medyası da İsraillilerin beş metre ötesinde rahat rahat Mavi Hat’ta takılıyor. Tepeden tırnağa silahlı olan taraflar, birbirlerini adeta sıfır mesafeden süzüp duruyor. İki tarafın da endişesi bütün bölgeyi ateşe atacak bir kıvılcımın çakması.
İsrail açısından harekât planlandığı şekilde ilerliyor. Tek aksilik diplomatik alanda yaşandı: ABD uzun zamandır ilk kez İsrail’e arka çıkmayı ve Lübnan’a yaptırım uygulamayı reddetti. Lübnan’la Hizbullah’ı aynı kefeye koyan İsrail politikası Washington’da tam anlamıyla kabul görmüş değil. ABD Hizbullah’a yönelik baskıyı artırma ve yeni yaptırımlar uygulama konusunda söz vermiş olsa da Lübnan hükümetiyle etkin ilişkiler sürdürmeye kararlı. Bu tutum, İsrail’in diplomatik yelkenlerindeki rüzgârı oldukça zayıflatıyor. İsrail yeni bir çatışmada “Lübnan’ı Taş Devri’ne geri göndereceğini” tekrarlayıp duruyor. Başka bir deyişle, Hizbullah’ın saldırılarına verilecek askeri cevaplarda Lübnan’ın altyapısını da hedef alacağını söylüyor. Bu yaklaşım, eski Başbakan Ehud Olmert’in İkinci Lübnan Savaşı’nda izlediği politikaya taban tabana zıt. Dolayısıyla iki taraf da yeni bir çatışmaya sürüklenmemek için şu aşamada aceleci davranıp hata yapmamaya odaklanıyor. Bu iki taraf için de kolay bir şey değil.
Ocak ortasında görev süresi dolacak olan İsrail Genelkurmay Başkanı Korgeneral Gadi Eizenkot tünel tehdidinin ortadan kaldırılmasını stratejik hedef olarak görüyor. Güney cephesine bakıldığında, Gazze Şeridi’nden İsrail topraklarına uzanan tünellerin tamamen ortadan kaldırıldığı açıklamasının eli kulağında. Kuzey cephesinde bu aşamaya gelmek uzun aylar alacak olsa da Genelkurmay Başkanı’na göre bu, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ı sürpriz unsurundan mahrum eden müthiş bir stratejik başarı olacak. Eizenkot’a göre Nasrallah’ın niyeti, tünelleri kullanarak İsrail’i hazırlıksız yakalamak ve İran bağlantılı Şii milislerin güçlendirdiği Rıdvan komando birimlerinden onlarca, hatta yüzlerce savaşçıyı İsrail topraklarına sokmaktı.
IDF ile Hizbullah arasındaki askeri güç dengesi açıkça IDF lehine. Ancak hiçbir ordu, uzun bir hatta yayılan dağlık ve dolambaçlı bir iç cepheyi her gün, her an tam anlamıyla koruyamaz. Hizbullah’ın sınırdaki Metula kasabasında bir mahalleyi kontrol altına alması veya sınırdaki başka herhangi bir muhitinin çeperine kadar birkaç saatliğine de olsa sızması, Nasrallah için tarihi ve psikolojik bir başarı olur, İsraillilerin mukavemet duygusunu da kesinlikle zedeler. Hizbullah’ın kuzeydeki bir yerleşime girip rehine alma ihtimalinden söz etmiyoruz bile. Hizbullah bayrağının Metula’da bir saniye bile dalgalanması İsrail’in özgüvenini sarsar, İsrail’e ait bir bölgenin Arapların eline geçmesi kâbusunu canlandırır. Böyle bir olay, İsrail devletinin kurulduğu 1948 yılından beri yaşanmış değil ve bugün olacak olursa İsrail-Arap güç dengesini oynatır. Eizenkot’a bakılırsa böyle bir ihtimal, Kuzey Kalkanı Harekâtı’yla büyük ölçüde azalmış durumda.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.