Ana içeriğe atla

İran, ABD sonrası Suriye’ye nasıl bakıyor?

Tahran, ABD’nin Suriye’den çekilme kararına sevinçle değil ihtiyatla yaklaşıyor ve İran’ın bölgesel etkinliğini kısıtlamak isteyen Washington’un geniş kapsamlı stratejisinin bu karardan nasıl etkileneceğini anlamaya çalışıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Kurdish fighters from the People's Protection Units (YPG) chat with members of U.S. forces in the town of Darbasiya next to the Turkish border, Syria April 29, 2017. Picture taken April 29, 2017. REUTERS/Rodi Said - RC16BE0EE700
Suriye’nin Türkiye sınırındaki Derbesiye kasabasında ABD’li askerlerle konuşan Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) mensup Kürt savaşçılar, 29 Nisan 2017 — REUTERS/Rodi Said

Başkan Donald Trump’ın ABD güçlerini Suriye’den çekme yönünde sürpriz bir karar alması, ABD’de ve ABD dışında farklı tepkilere yol açtı. ABD’nin müttefikleri Fransa ve İngiltere karardan memnun olmadıklarını dile getirdiler, Batı’nın Suriye’deki misyonunun henüz tamamlanmadığını vurguladılar. Astana sürecinin iki sütunu Rusya ve Türkiye ise kararı memnuniyetle karşıladılar, Suriye krizinin çözümü yolunda olumlu bir adım olarak gördüler. ABD’de siyasi yelpazenin her iki tarafında yer alan Kongre üyeleri ise kararı, Suriye’de İran ve Rusya’yı güçlendirecek bir hata olarak yorumladılar.

Bu arada İran tartışmaları daha çok sessizce izledi ve resmi bir tutum takınmadı. İran’dan ilk resmi tepki karardan üç gün sonra 22 Aralık’ta Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi’nin şu sözleriyle geldi: “Amerikan güçlerinin bölgeye gelişi ve buradaki varlığı baştan beri hataydı (…) ve istikrarsızlık ve emniyetsizliğin başlıca sebeplerinden biri oldu.” ABD’nin bu kararının Suriye’deki siyasi ve askeri denklemleri nasıl etkileyeceği konusunda görüş belirtmekten imtina eden sözcü İran’ın, ABD’nin Orta Doğu’daki varlığına ilişkin genel bakış açısını tekrar etti.

Bu ihtiyatlı yaklaşım irdelenirken, ABD’nin İran’ın Suriye ve bölgedeki etkinliğini bastırma stratejisinde çekilme kararının bir değişiklik yaratıp yaratmayacağından Tahran’ın henüz emin olmadığı söylenebilir. Trump’ın kararından bir gün sonra Birleşmiş Milletler’deki ABD temsilciliğinin siyasi koordinatörü Rodney Hunter, Güvenlik Konseyi’nde yaptığı açıklamada Washington’un “ulusal gücünün tüm araçlarını kullanarak İran destekli güçlerin (Suriye’den) çekilmesi için bastıracağını” söyledi. İranlı yetkililer için bu sözler, ABD Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’nin 15 Kasım’daki açıklamasının bir başka ifadesinden ibaretti. Jeffrey İran’ın Suriye’den çıkarılmasının ABD için askeri bir hedef olmadığını, bunun siyasi süreçle sağlanması gerektiğini belirtmişti.

ABD’nin Suriye politikasındaki bu ısrarlı unsuru gören İran, Suriye’deki menfaatlerini korumak için son haftalarda kendi planlarını yapmakla meşguldü. Siyasi düzeyde, Rusya’nın Soçi kentinde ocak 2018’deki Suriye Ulusal Kongresi’nde kararlaştırılan Suriye Anayasa Komitesi’nin kuruluşunu hızlandırmak için İran’ın Astana süreci kapsamında çabalarını arttırdığı görüldü. İran’ın kıdemli Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Caberi Ensari 17 Aralık’ta Şam’a giderek Cumhurbaşkanı Beşar Esad dâhil üst düzey yetkililerle görüştü. Esad görüşmede İran’ın anayasa komitesi için sarf ettiği çabalardan takdirle bahsetti.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish