Türkiye’deki Protestan cemaatinin üyesi olan Pastör Andrew Brunson’un yargılaması biter bitmez Türkiye’den ayrılarak ABD’ye gidişi uluslararası kamuoyu tarafından adeta bir “kurtarılma” operasyonu olarak izlendi. Brunson’un ABD’ye girişiyle birlikte derin bir “oh” çekildi. Peki Brunson’un ardından Türkiye’de kalan ve sayıları 7 bini bulan Protestan cemaati ne olacak?
Protestan Kiliseleri Derneği Yönetim Kurulu üyesi ve Basın Sözcüsü Soner Tufan ile bu soruları konuşmaya gittiğimde açıkçası kaygılı, üzüntülü ve korku içinde bir ruh hali bekliyordum. Ancak Tufan’ın anlattıklarına bakılırsa cemaat bu travmadan hayli güçlenerek çıkmış.
Brunson yargılamasına ilişkin cemaatin ruh halini anlatmak için biraz geriye, Brunson’un gözaltına alındığı 2016 tarihine gitmek gerekiyor. Bu tarih, aynı zamanda Türkiye’nin bir darbe girişimini atlattığı ve hemen ardından ilan ettiği olağanüstü hal sürecinde yoğun soruşturma, gözaltı ve tutuklamaların yaşandığı bir dönemdi.
Tufan 2016’dan başlayarak bugüne kadar Protestanların yoğun bir şekilde baskı altında tutulduğuna dikkat çekiyor: “10 yıldır Protestanlara ilişkin hak ihlalleri raporları hazırlıyoruz. Bu raporları önümüze aldığımızda son iki yılda Türk vatandaşı olmayan Protestanlara ilişkin diğer yıllara oranla dört kat artan bir baskı ile karşılaştık. Büyük bölümü Türkiye’de kalabilmek için gerekli belgeleri olmadığı gerekçesiyle (vize, oturma izni) sınır dışı edildi. Bazıları da ‘milli güvenliğe tehdit’ olarak görülerek ülkeden gönderildi. Giderken üzgündüler. Hayatları bir anda darmadağın oldu, yaşadıkları ülkeyi bir kararla terk etmek zorunda kaldılar. Herhangi bir baskı olmadan ‘bu ülkede artık güvenliğimiz yok’ diyerek ayrılanlar da oldu. Türkiye vatandaşı Hristiyanlarda da bir kırılma yaşandığını inkâr edemem.”
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.