Uzun yıllardır döviz kazanan yatırımlar yerine kolayca borçlanılan dövizi hovardaca harcayan sektörlerin özendirildiği Türkiye’de parti bitti. Arkasında devasa bir dış borç yükü --466 milyar dolar-- biriktiren İslamcı AKP’nin yönettiği ülkede beklenen oldu ve ekonomi ağustos başında sert bir biçimde kayaya çarptı, krizden kaçamadı.
Kronik cari açık, yükselen enflasyon ve azalmayan işsizliğe ek olarak son zamanlarda büyük kamu açığı da veren, bundan dolayı kredi derecelendirme kuruluşlarının “yatırım yapılamaz” notuyla etiketledikleri Türkiye ekonomisi, bütün bunların üstüne bir de ABD ile diplomatik gerilimler yaşayıp bazı yaptırımlara maruz kalınca hızla türbülansa girdi ve 10 Ağustos’ta tam bir “Kara Cuma” yaşadı.
Henüz durdurulamayan bir kanama yaşayan Türkiye ekonomisinde daha şimdiden zarar-ziyan hesapları yapılırken havlu atacak ya da atmak zorunda kalacak firmaların hangileri olabileceği, daha çok da bunlar arasında AKP rejimine yakın olanların olup olmadığı, varsa bu karambolde de kayırılıp kayırılmayacağı konuşulmaya başlandı.
Patlayan kriz “yandaş,” “tarafsız” veya “AKP karşıtı” hiçbir sermayedarı teğet geçecek bir kriz değil. Herkes az ya da çok yıkımdan nasibini alacak gibi görünüyor. Belki de yandaş olanlar daha çok topun ağzında.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.