İran’ın Orta Doğu’da hiç olmadığı kadar güçlendiğine inanan ABD, İran’ın bölgesel nüfuzunu kırma çabalarına hız veriyor. Ancak İran’ın güçlenen konumu sadece kendi stratejik başarısından değil, rakiplerinin başarısız bölgesel politikalarından da kaynaklanıyor. Örneğin Suudi Arabistan’ın Suriye, Yemen, Katar ve Lübnan’da yaşadığı askeri ve siyasi fiyaskolar Riyad’ın geleneksel nüfuzunu büyük ölçüde aşındırırken İran’ın konumunu yükseltmeye yaradı. Başarısız olan bu hamleler, Amerikan güvenlik şemsiyesine alışmış bazı Arap devletlerini daha faal olmaya iten ABD’nin “geriden liderlik” yaklaşımından kaynaklandı. Arapların başarısızlıkları İran önderliğindeki "Direniş Ekseni"ni görülmemiş ölçüde güçlendirdi. “Geriden liderlik” yaklaşımıyla dolaylı hedef alınan İran, bugün ABD’nin çok daha örgütlü bir gayretiyle karşı karşıya: İran’ı “geri püskürtmek” amacıyla kurulmak istenen ve “Arap NATO’su” diye anılan Orta Doğu Stratejik İttifakı (ODSİ) adındaki bölgesel yapı.
Başkan Donald Trump göreve geldiğinden beri değişken, bazen de çelişkili mesajlar veriyor. Trump’ın bir yandan İran karşıtı söylem ve yaklaşımlar benimsemesi bir yandan da İranlı liderlere koşulsuz görüşme çağrısı yapması çelişkili görünüyor. Ancak ABD ve Kuzey Kore liderlerinin Singapur’daki zirvesi bu çelişkilerin aynı madalyonun iki farklı yüzü olabileceğini gösteriyor. Trump’ın koşulsuz diyalog önerisi, Washington ve Orta Doğu’daki İran şahinlerini bu nedenle tedirgin ediyor. Buna karşın Trump yönetiminin sekiz Sünni Arap ülkesinden bir ittifak oluşturma düşüncesi şahinleri sevindiriyor olmalı. ODSİ’nin hedefi çok açık ki İran. Tahran açısından böyle bir girişim Trump’ın koşulsuz diyalog önerisiyle taban tabana zıt. Başkan’ın mesajları ister uyumlu ister çelişkili olsun İran’ın tehditkâr bir muhatapla masaya oturma lüksü yok. Aslında Tahran’da böyle bir diyaloğa girecek kimse yok.
Tüm bunlara karşın ODSİ girişimi İran’ı pek kaygılandırmış gibi durmuyor, hatta Trump yönetiminin Arapları “sağma anlayışı” kapsamında değerlendiriliyor. Bölgedeki nüfuzunun, Direniş Ekseni’nin Arap rakipleri karşısındaki güçlü konumunun farkında olan Tahran, her türlü meydan okumaya hazır görünüyor. Kaldı ki “Arap NATO’su” yeni bir fikir değil, geçmişte defalarca denenmiş ve başarısız olmuş bir girişim. Yine de İran’ın bu son hamle karşısında sergilediği rahatlık sadece bahsi geçen değerlendirmeden kaynaklanamaz. Trump yönetiminin İran karşıtlığının hem İran hem bölge için acı sonuçlar doğurabileceğinin Tahran pekâlâ farkında. Dolayısıyla İran’ın ODSİ konusundaki rahatlığının aslen neye dayandığı sorusu gündeme geliyor.
“Geriden liderlik” yaklaşımının Trump döneminde çok daha örgütlü yürütüldüğü ortada. Trump da selefi gibi Suudilere “Orta Doğu’yu İran’la paylaşmayı öğrenin” telkininde bulunmuyor, Tahran’ın bölgedeki etkinliğini kırmak için İran karşıtı bir cephe örgütlüyor. Ancak Araplar arasındaki farklılıkları aşıp yeni bir koalisyon oluşturmak kolay bir iş değil. Örneğin ODSİ’ye dâhil edilen Umman ve Katar gibi ülkeler Suudi Arabistan’dan ziyade İran’a yakın. Ayrıca Kuveyt gibi tarafsız kalmaya çalışanlar var. Bu bağlamda Washington’ın yeni politikasına yönelik zorluklar, ODSİ’nin hasımlarından ziyade üye olarak düşünülen ülkelerden kaynaklanabilir.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.