Suriye’de ABD ile Rusya arasındaki rekabeti kendi lehine çevirerek önce Fırat Kalkanı, ardından Zeytin Dalı harekâtlarıyla sahada kendine yer açan Türkiye, Doğu Guta’daki olayların ardından bir yol ayrımına sürükleniyor.
Eğer Suriye yönetimini cezalandırma hamlesi büyük bir çatışmaya dönüşürse Türkiye, iki küresel güce aynı anda el veren taktiklerle daha fazla yol alamayabilir, ki muallâkta yol alan bu fırsatçı politikayı Başbakan Binali Yıldırım’ın şu sözleri çok iyi anlatıyor: “İki tane süper gücün arasına kılıç gibi girip Suriye'de istikrarı getirmek kolay bir iş değildir.”
Yedi yıldır Suriye lideri Beşar Esad’a karşı kategorik düşmanlık sergileyen Türk hükümeti her faciada peşinen Şam yönetimini suçlayan yaklaşımından ilk kez çark etti. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın "Suriye rejimi hesap vermeli” çıkışından hemen sonra Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin’den Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a gelen bir telefonla Ankara’nın dili değişti.
Hükümet sözcüsü Bekir Bozdağ saldırının failine dair ifade kullanmadan Ankara’nın tutumunu şöyle aktardı: “Hadisenin derhal soruşturulması ve gerçeğin ortaya konması gerektiğinin altını çiziyoruz. Tabii Suriye'nin Amerika ve Rusya'nın güç savaşına kurban edilmemesi de gerekir. Uluslararası toplum birlikte hareket etmeli, aksi halde başka sorunlar çıkar.”
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.