Erken seçim açıklamasının şok dalgaları yavaş yavaş dağılırken tüm Türkiye’yi bir kaçınılmazlık hissiyatı sardı. Zira Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan her hâlükârda sandıktan zaferle çıkacak yahut en azından ortak kanaat bu yönde. 3 Kasım 2019’dan 24 Haziran’a alınan parlamento ve başkanlık seçimleri Erdoğan ve AKP iktidarının demir yumruğu altında, OHAL şartlarında gerçekleştirilecek.
Ülkenin son bağımsız medya kuruluşu Doğan Medya Grubu’nun geçen ay hükümet yanlısı Demirören grubuna satılmasının ardından devlet tüm haberleşme kanalları üzerinde neredeyse mutlak bir hakimiyet sahibi olmuş durumda. Bir önceki seçim döneminde Erdoğan’a yönelik esprili dokundurmalarıyla seçmenlerin gönlünü kazanan eski HDP lideri Selahattin Demirtaş ise kendisi gibi binlerce muhalifle birlikte demir parmaklar ardında. Milliyetçi cephenin adayı Meral Akşener’in Erdoğan’ı alt etmek için gereken Kürt oylarını alması mümkün görünmüyor. Erdoğan’ın yegane güçlü potansiyel rakibi addedilen 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise halen sessizliğini koruyor.
Dahası, memurlara sandık gözetmenliği hakkı tanıyan, mühürsüz oy pusulalarını geçerli sayan ve sandıkların taşınmasına izin veren yeni seçim kanunu da Erdoğan’ın ne pahasına olursa olsun seçimleri kazanmaya kararlı olduğunu gösteriyor. Peki gerçekten kazanacak mı? Tüm göstergelerin Erdoğan’dan yana olduğu düşünüldüğünde muhtemelen evet ama zafer yine de çantada keklik değil.
Bazı kamuoyu araştırmaları Erdoğan ve müttefiki Devlet Bahçeli liderliğindeki MHP’nin toplam oylarının yüzde 50’yi aşmadığını gösteriyor. Seçimlerin ilk turda tamamlanması için adaylardan birinin yüzde 51’i bulması gerekiyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.