Ankara’nın Suriye macerası, ABD’nin Türkiye ile Rusya arasındaki iş birliğinin sunduğu fırsat ve ortaklık neticesinde gösterdiği esneklik ile fiiliyatın dayattığı acı gerçekler arasında belirsizliğe doğru gidiyor.
Afrin, bir ayı geride bırakan Zeytin Dalı Harekâtı ile Türkiye’nin umduğu gibi kısa sürede halledilebilseydi hesap, bu zaferle şişen cesur yürekleri Menbic’e yürütmekti. Sonra hikâye Fırat’ın doğusuna geçip Menbic gibi Kürtlerin etnik olarak üstün olmadığı Tel Abyad ya da Serekaniye’de demokratik özerkliğin ana gövdesinde yarıklar açarak devam edecekti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Afrin’de Suriye hükümet güçlerini sınır hatlarını korumak üzere devreye sokma planı gibi hesapları bozan yeni faktörlere rağmen Suriye yönetimi ile Kürtler arasında olası bir pazarlık zemini oluşmadan fiili özerk yapıyı bitirmede ısrar ediyor. Bilhassa da iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) seçim ittifakına giderken Erdoğan’ın milliyetçi vaatlerinden geri dönmesi zor görünüyor.
ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın 16 Şubat’taki kritik Ankara ziyaretinde Fethullah Gülen meselesi, New York’taki Zarrab davası ve Pentagon’un Suriyeli Kürtlerle ittifakı yüzünden bozulan Türk-Amerikan ilişkilerini uçurumdan döndürmeye yönelik mesajlarla gerilim bir nebze azaldı. Afrin’de Türkiye’nin güvenlik kaygılarına hak verilmesi ve Menbic’de ortak çözüm bulmak üzere bir komitenin kurulması vaadi bu iyimserliğin temelini oluşturuyor. ABD’nin Menbic’den çekilmemesi halinde Osmanlı tokadıyla karşılaşacağına dair iç tüketime yönelik çıkışlara rağmen Ankara’nın esas formülü ortaklık için yapıcı oldu: Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) kentten çıkarılması ve kontrolün Amerikan ve Türk askerleri tarafından sağlanması.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.