Muhammed Bin Salman ve Ürdün zor durumda
Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan ABD, BM Güvenlik Konseyi’nin özel oturumunda diğer 14 üyenin eleştirilerine hedef olurken ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley şu ifadeyi kullandı: “ABD’nin İsrail ile Filistinliler arasında bir barış anlaşması sağlama hedefine derinden bağlı olduğunu Filistinli kardeşlerimize tam bir güvenle söyleyebilirim.” Haley ayrıca “ABD’nin her iki tarafın güvenine sahip olduğunu” söyledi. Bu sözlerden nasıl bir anlam çıkarmalı?
Dünya ve bölge liderlerinin, gazeteci ve yorumcuların bilmediği bir anlaşma hazırlığı yoksa eğer sözler ile eylemler arasındaki bu uyumsuzluğa şaşırtıcı demek yetersiz kalır. BM nezdindeki Filistin daimi temsilcisi Haley’ye cevabında “ABD’nin aldığı karar onu bölgedeki barış çabalarında liderlik rolünden diskalifiye etti.” dedi. Thomas Friedman ise ABD’nin Kudüs kararını İsrail’e karşılıksız sunulmuş bir lütuf olarak görüyor ve buna “hediye sanatı” diyor.
Filistin konusunu Arap Birliği’nde gündemin üst sıralarına taşıyan Trump yönetimi, bu konuda uzun zamandır birlik olamayan Arap dünyasını birleştirecek katalizörü istemeden sağlamış olabilir. Bölge genelindeki sertlik yanlıları da şimdi bir pupa rüzgârına sahip. İran’ın “direniş” yaklaşımı Arap ve Müslüman dünyasındaki sıradan insanlara artık daha anlamlı gelebilir. Buna karşılık Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Trump yönetimi ile “aşkı” kahvehanelerde, taksilerde daha sert bir şekilde sorgulanacak. Beyaz Saray bu hamlesiyle dostlarına iyilik yapmadı. Kararın yansımaları bilhassa Ürdün’ü zor durumda bırakıyor ve bunlar önümüzdeki aylarda artarak devam edecek.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.