15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişiminin ardından Türkiye bir yıldır olağanüstü hal ile yönetiliyor. Bu bir yıllık süre içinde 150 bin kişi gözaltına alındı; 50 bini ise tutuklandı. Tutuklananlar arasında gazeteciler, öğrenciler, akademisyenler, memurlar ve esnaf var. Uzayıp giden bu liste içinde Fethullah Gülen cemaatine sempatisini geçmişte gizlememiş olan siyasetçilerin bulunmaması kamuoyunda tartışma konusuydu.
2016 yılının eylül ayında, darbe girişiminden sadece iki ay sonra, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın damadı Ömer Kavurmacı’nın tutuklanması bu operasyonların siyasetçilere de yöneleceği düşüncesini akıllara getirmişti. Zira Topbaş’ın da ailesinin de darbe girişiminden önce Fethullah Gülen’e yönelik sempatisi sır değildi. Ama beklenen olmadı, hatta tersine Ömer Kavurmacı mayıs ayında sürpriz bir şekilde tahliye edildi. Tahliye gerekçesi ise sara hastalığı ve uyku apnesi probleminin olmasıydı.
Ardından AK Parti’nin kurucularından eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın damadı Ekrem Yeter tutuklandı. Üniversitede tıp doçenti olan Yeter daha önce Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edilmişti. 5 Haziran’da ise Fethullah Gülen cemaatine yakın olduğu gerekçesiyle kapatılan sağlık derneğinde yönetici olduğu için ifadeye çağırıldı. İfadesinde, bu derneğe kayınpederi Bülent Arınç’ın “yararlı olur” dediği gerekçesiyle üye olduğunu anlatırken AK Parti’li bakanlar Mehmet Müezzinoğlu ve Faruk Çelik’in dernek faaliyetlerine katıldığını söyledi. Bu ifadeler üzerine soruşturma genişletilmedi, hatta Ekrem Yeter tutuklandıktan kısa bir süre sonra “sabit ikametgâhı bulunduğu” gerekçesiyle tahliye edildi.
Peş peşe gelen damat tahliyeleri Türkiye hukukuna da gayri resmi bir terim kazandırdı: Damatlar hukuku!
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.