İZMİR -- Mültecilerin Avrupa hayallerinin başlangıç noktası olan Ege Denizi’nin karşılıklı iki kıyısındaki Midilli ve İzmir’de mülteciler için mezarlıklar yapıldı. Bir tarlanın mülteciler mezarlığına dönüştürüldüğü Midilli’deki alan öyle doldu ki geçtiğimiz aylarda yerine bir yenisi daha açıldı. İzmir’de mülteciler mezarlığına dönüştürülen kimsesizler mezarlığında ise üstünde sadece rakamların olduğu tahta levhalar göze çarpıyor.
İzmir Türkiye ile Avrupa Birliği arasında mültecilerin geri kabulüne ilişkin anlaşma yapılmadan hemen önce mültecilerin uğrak noktalarından biriydi. Kentin tüm parklarında gazete kâğıtları üzerinde uyuyan, bir parça ekmekle çocuklarını doyurmaya çalışan Suriyeli aileleri görmek mümkündü. Kentte Suriyeli mülteciler için ufak çapta bir kaçak sanayi bile kurulduğu söylenebilir. Keza dalgalara dayanabilmesi mümkün olmayan kalitesiz botlar için kaçak imalathaneler de içlerindeki malzemenin ağırlaşarak insanı daha da suya batmasına neden olacak can yeleklerinin yapıldığı merdiven altı atölyeler de kentin dört bir yanına dağılmıştı. Bu kentin işlek caddelerinde yürürken mültecilerin Ege Denizi’nden geçerken kullanacakları malzemelerin satıldığı dükkânları görebiliyordunuz. İzmir aynı zamanda Suriyeli dilenci çocukların dört bir yana dağıldığı, hatta bir esnafın bir çocuğu bu nedenle yerden yere vurduğu, mülteciler için ev kiralarının artırıldığı bir kentti.
Bu haliyle, Suriyeli mültecilere vatan, toprak, ev sahibi olamayan İzmir, şimdi mülteciler için “örnek” olarak gösterilen mezarlığı ile gündemde. Bu “örnek mezarlık” İzmir’in Doğançay ilçesinde vatandaşların da kullandığı büyük bir mezarlığın kimsesizlere ait bölümünde. Mezarlığa gitmek için geçtiğim İzmir caddelerinde bugünlerde yukarıda bahsettiğim manzaradan eser yok. Çünkü Türkiye ile AB arasında imzalanan anlaşmadan bu yana mülteciler artık İzmir ve Ege’nin diğer kıyı kentlerinden geçiş yapamıyor.
Doğançay Mezarlığı’nın girişinde fotoğraf çekerken karşıma meraklı gözleriyle bir çocuk dikiliyor. Elinde kürek olan bu çocuk mezar kazıcılığı yapan 17 yaşındaki Hakan Yıldırım. Altı aydır burada çalışıyor. Kış aylarında gelen mülteci cenazelerinin çokluğundan bahsediyor ve şunları anlatıyor: “Tam tarihini hatırlamıyorum ama kış aylarındaydık. Bir gün 12 mülteci cenazesi birden getirilmişti. Söylenenlere göre teknenin batması sonucu boğulmuşlar. Yıkanmış ve kefenlenmişlerdi. Sadece imam dua okudu ardından gömme işlemi yapıldı. Hiç kimse yoktu. Aralarında üç çocuk vardı. Çok kötü bir duygu hissettim. Özellikle de çocuklara çok üzüldüm. Daha sonra da birer ikişer mülteci cenazeleri gelmeye devam etti. Birkaç aydır cenazeler gelmiyor.”
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.