Türkiye’nin kuzeydoğu ucundaki Artvin, 100 bin nüfuslu küçük bir il. Üniversiteli oranı ve sol ideolojiye desteği ise tüm illerin önünde. Karadeniz’e paralel uzanan Kaçkar Dağlarının doğu ucuna kurulu Artvin ormanları, yüzlerce yaylası, eko sistemi, florası, endemik varlığı, kuş geçiş güzergâhı olmasıyla dünyanın en zengin ilk 100’ü arasında sayılır. Artvin bu zenginlikleriyle yüz binlerce turiste doğal güzellikleri tatma şansı verir. Ancak hükümetler ve bazı şirketler için Artvin, “Milyarlarca dolarlık madenin yer altında yattığı’ bir bölge. Bu bakış on yıllardır Artvin’i, direniş üssü haline getirdi; ama 15 Şubat’tan sonra patlayanı en büyüğü ve en çarpıcısı oldu.
Artvin, bütün dünyada geniş yankı yaratan, dönemin Başbakanı Erdoğan’ın canını çok sıkan, 2013 yazında İstanbul’un göbeğinde yaşanan Gezi Parkı protestolarına da büyük destek vermişti. O Artvin’in yeni direnişi, Cumhurbaşkanı olarak da Erdoğan’ın öfkesini çekti. Onlara, ‘Yavru Geziciler’ diye seslenmesi o öfkenin açık işareti oldu.
Aslında Erdoğan gibi, destekçileri de son Artvin direnişini ‘Gezi’nin küçük örneği’ görüyor. Benzerlikleri, ‘Anası’ gibi Artvin’in 1700 metre rakımlı Cerattepe’sinde kurulmuş bir kaç çadırdan patlak vermesi, amacının ‘yeşili korumak’ olması ve yaratıcı protestolarıyla sınırlı değildi. Şehir merkezine 4 km mesafede 242 gündür çadırlarda nöbet tutan çevrecilere, 15 Şubat’ta yollara düşen birlerce Artvinli katılıp ülkenin her yanında dayanışma gösterileri başlayınca; “Artvin’in üstü altından değerlidir”, “Artvinime dokunma” yazılı pankartları taşıyan bu çevrecilerin üzerine de devlet, hemen polis/jandarma, gaz ve zırhlı araçlarla gidince benzerlikler netleşti. Binlerce direnişçi kol kola girerek, kardan adamlar dikerek, boğalarını öne sürerek dağ yollarını kapattı. Gözaltılar ve yaralanmalar durdurmadı onları, gece-gündüz dağda, şehirde gösterilerini sürdürdüler. Amaçları iş makinalarının yolunu kesmek, maden aramalarını durdurmaktı. Peki, neden ve niçin?
Hikâye, 1988’de Kanadalı Cominco şirketinin Cerattepe’de maden arama girişimiyle başladı. Bakır ve altın buldular; ama Artvin halkı, ‘Altını da bakırı da istemiyoruz, zenginliğimiz doğamız’ deyip direnişe geçti. Cominco, 2003’e kadar sürdürdüğü çabalarında sonuca ulaşamayınca, haklarını yerel Çayeli Bakır İşletmeleri’ne devrederek buradan çekildi. Çevrecilerin çabalarıyla, arama ruhsatları mahkemece, şu çok dikkat çeken gerekçeyle 2008’de iptal edildi: “Maden aramalarıyla içme suyu kaynakları kirlenecek, ayrıca heyelan tehlikesi oluşacak.”
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.