DİYARBAKIR -- 1853 yılında Diyarbakır’ı ziyaret eden Avrupalı seyyah Julius Heinrich Petermann anılarında güneş battıktan sonra Diyarbakır’a ulaştığını, kapıların kapalı olması nedeniyle sur dışında sabaha kadar beklemek zorunda kaldığını yazmış. Bu olaydan 163 yıl sonra onlarca kişi yine Sur kapısında bekliyor. Bu kez kapalı olan kapılar değil, Sur’un önündeki polis barikatı. Bekleyenler barikatları aşarak evlerine gitmeyi ve eşyalarını alıp çıkmayı umut ediyor. Polis bölgede sokağa çıkma yasağı ve çatışma olduğu için girişlere izin vermiyor. Kalabalık arasında bekleyen Mansur İzgi’nin sözleri dikkat çekiyor: “Biz Suriyelileri barındırdık da bizi kim barındıracak?”
PKK çizgisindeki Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H) adlı örgütün kazdığı hendekler ve kurduğu barikatların kaldırılması için Sur ilçesinin tarihi surları içinde kalan beş mahallesinde 55 gündür devam eden sokağa çıkma yasağı 27 Ocak’ta genişletildi. Operasyona başlayan güvenlik güçleri örgüt üyelerinin başka mahallelerde de üstlendiğini belirleyince altı mahallede daha sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Yasakla birlikte insanlara evlerini terk etmeleri söylendi, kimilerine polis, kimilerine ise YDG-H üyeleri tarafından. Daha insanlar evlerinden çıkmaya başlamadan silah sesleri yükselmeye başladı. Çatışmalar başlayınca yasaklı mahallelerde yaşayanlar kendilerini can havliyle dışarı attı.
Ali Paşa Mahallesi’nde yaşayan 65 yaşındaki Ramazan Mutlu geçtiğimiz hafta evinde otururken gece yarısına doğru kazma sesleriyle irkildi. Kapının önüne çıktığında yüzleri maskeli bir grubun hendek kazdığını gördü. Uyarısı işe yaramadı. Polis gelince maskeli grup hendeği yarım bırakarak kaçtı. Polis Mutlu’ya üç katlı evini terk etmesini söyledi. Ailesinden 40 kişiyi de yanına alan Mutlu, soluğu Sur dışında aldı. Bazıları köydeki yakınlarının yanına gitti, bazıları da şehirdeki akrabalarının. Aile eşyalarını alamadan evden çıktı.
Mutlu, eşyalarını alma umuduyla 29 Ocak’ta polis barikatının önünde bekliyordu. Tüm ısrarlara rağmen polis izin vermiyordu. Mutlu, bu anlara tanıklık eden Al-Monitor’a yeni bir hayat kurmak zorunda olduklarını söyledi: “Hendek kazdıkları için araba giremiyordu. Polis geldi ‘Çıkın, sabah gelin eşyanızı alın’ dedi. Eşyasız çıktık, eşyalarımız kaldı. Yüklenip gelemedik çünkü iki kamyon eşyamızı vardı. O binada 40 kişi yaşıyoruz, ben ve çocuklarım. Şimdi sokaklara düştük, bir kısmımız köyü gitti, kalanlarımız dağıldık bir yere. 40 kişi evi terk ettik. Az önce fırından ekmek getirip, bölüp yedik. Gece birileri beni götürüp evde yatırıyor. Yarın da eşyalarımızı alamazsak, köye gidip çobanlık yaparız artık.” Barikatın çevresinde dolanıp duran Mutlu, izin verilmeyince kalacak yer bulabilmek için oradan uzaklaştı.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.