İsrail-Filistin ihtilafının çözümü bölgesel istikrar için hâlâ kilit unsur
İslam Devleti’ne karşı ortaklık eden Batı ve pragmatik Arap ülkeleri, bölgesel herhangi bir terörle mücadele stratejisinin gerçekçi bir İsrail-Filistin barış sürecini içermesi gerektiğini görmeli. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Uluslararası toplumda yıllardır hâkim olan görüşe göre Orta Doğu’da istikrarı sağlamanın kilit koşullarından biri İsrail-Filistin ihtilafının çözümü. Ancak bu yaklaşım İslam Devleti (İD) terörüne kurban gidiyor. ABD ve Avrupa Birliği de dâhil uluslararası toplum bölgesel istikrarın odak noktası olarak bugün İD’le askeri ve siyasi mücadeleyi görüyor. Artık Filistin devleti meselesi çözülmeden de Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün gibi pragmatik Sünni devletlerle köktendinciliğe karşı koalisyon kurulabilir. Bu gelişmeden son derece rahatsız olan Filistin liderliği, Filistin davasının bölgesel istikrarla alakasız olduğu algısına güçlü şekilde itiraz ediyor.
Kimliğinin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan kıdemli bir Filistin Yönetimi yetkilisi, Filistinlilerin hiçbir şekilde İD ve El Kaide tehditlerinin parçası olmadığını, İD veya El Kaide saflarında tek bir Filistinlinin tespit edilmediğini söylüyor.
Yetkili şöyle devam ediyor: “El Fetih olarak biz Arap köktendinciliğini değil, Arap pragmatizmini temsil ediyoruz. 1967 sınırları temelinde Filistin devletinin kurulmasını sağlamak, İsrail’le barış ve güvenlik içinde yaşamak, uluslararası toplum tarafından desteklenmek tüm bunlar Arap dünyasında ılımlaşmanın zaferi olacak. İslam Devleti, El Kaide veya Hamas terörü yüzünden Filistin davasının göz ardı edilmesi zaferin köktendinciliğe sunulması anlamına geliyor.”
Yetkili, Arap kitlelerinin niçin işgal altındaki Filistinli kardeşlerini haklı gördüğünü uzun uzun anlatıyor ve bunun Araplar arasında güçlü bir Batı karşıtlığına yol açtığını vurguluyor.