Orta Doğu pek çok çatışmayı aynı anda yaşıyor. Bölgesel düzeyde Rusya ve Türkiye, mezhepsel düzeyde Sünniler ve Şiiler, etnik düzeyde Kürtler, Araplar ve Türkmenler, siyasi düzeyde de ABD liderliğindeki cepheyle Rusya liderliğindeki cephe karşı karşıya. Bu durum Irak halkını sayısız çabaya rağmen çözümsüz krizlerin içine sürükledi. Bölgesel ve küresel aktörler ise kendi menfaatlerini korumak adına bu çatışmalara büyük yatırımlar yapıyor.
Büyük güçlerin Orta Doğu’ya müdahaleleri halkları siyasi araçlara dönüştürdü. Her bir topluluk hasmıyla mücadele ederken hamisinin gücüne bel bağlıyor. Tablo değiştikçe çatışan güçlerin rollerine ilişkin mezhepçi toplumsal algılar da değiştiriyor.
ABD, 2003’te Saddam Hüseyin rejimini ve Sünni Baas Partisi’ni devirerek Şii menfaatlerine hizmet ettiğinde Rusya Sünnilerin tarafındaydı. ABD öncülüğündeki işgale karşı çıkan Moskova son ana kadar Baasçı rejimle iyi ilişkilerini sürdürdü. Başkan George W. Bush 18 Mart 2003’te Irak Devlet Başkanı’na ültimatom vererek 48 saat içinde ülkeyi terk etmesini, aksi hâlde ABD ve müttefiklerinin ülkeye savaş açacağını ilan etmişti. Rusya bu koalisyona katılmayı reddetmişti.
Ancak 2003’teki denklem artık değişti. Şimdi Rusya ve Şiiler aynı safta İslam Devleti’ne (İD) karşı savaşıyor ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı destekliyor. Rusya 30 Eylül’de Suriye’de hava harekâtlarına başlarken, Körfez’deki Sünni müttefikleri ve Türkiye ile aynı safta yer alan ABD hâlen Esad’ı devirmeye çalışıyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.