Orta Doğu’nun ittifaklar haritası bölgesel ve uluslararası çatışmaların etkisiyle hızla değişiyor. Temmuzda imzalanan nükleer anlaşma ve İran’ın Batı’yla ilişkilerinde genel olumlu seyirle birlikte bölgedeki birçok ülke dış ilişkilerini gözden geçirmeye başladı.
İran nüfuzunun yayılmasından şikâyet eden ve bunu engellemeye çalışan ülkeler İran’ın daha da güçlendiğini düşünüyor. Ancak nükleer anlaşmanın ardından bazı Körfez ülkeleri, özellikle de Katar gerilimi düşürmeye ve İran’la arasını ısıtmaya çalışıyor.
Öte yandan İran da nükleer anlaşmanın ardından benimsediği tutumlarla kendisine karşı oluşan direnci dikkate aldı. Reformcular İran’ın Körfez ülkelerine açılım yapması gerektiğini savundu. Devlet Uzlaştırma Konseyi Başkanı Ayetullah Ali Ekber Haşemi Rafsancani, 18 Ekim’de verdiği demeçte İran’ın Suudi Arabistan’la ilişkilerini düzletmesi gerektiğini ve bunun Batı’yla nükleer görüşmelerde izlenen karşılıklı menfaat ve saygı yaklaşımıyla mümkün olacağını belirtti. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de 14 Ekim’de birbirine zarar vermenin ne İran’ın ne Suudi Arabistan’ın menfaatine olduğunu vurgularken şöyle dedi: “İran ve Arap ülkeleri aynı gemide. Bu gemi batarsa gemideki herkes boğulur.”
Katar’ın benimsediği tutum Tahran’ın bu yeni yaklaşımıyla bağdaştı. Görünen o ki Katar nükleer müzakerelerin sonucunu beklerken İran’ın Batı’yla yakınlaşmasına hazırlıklıydı, bunu olumlu karşılıyordu ve kendi ilişkilerine de bu doğrultuda ayar veriyordu.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.