Türkiye kamuoyu “paralel devlet” kavramıyla dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, oğlu ve diğer bazı hükümet üyelerine karşı Aralık 2013’te açılan iki yolsuzluk soruşturmasıyla tanışmıştı. Bizzat Erdoğan tarafından dile getirilen kavramın adresi aşikardı: Türkiye’nin en büyük İslami hareketi olan Fethullah Gülen cemaati. İddia, hareketin bürokraside, bilhassa da polis ve yargıda, meşum niyetlerle örgütlendiği ve söz konusu yolsuzluk soruşturmalarının da “paralel devlet” tarafından tasarlanan “darbe teşebbüsleri”nden başka bir şey olmadığıydı.
Başlarda, bu sadece hükümet ve destekçileri tarafından kullanılan siyasi bir anlatıdan ibaretti. Fakat çok geçmeden yargı da bu “büyük ulusal güvenlik tehdidine” karşı harekete geçme çağrılarına karşılık vermeye başladı. Ve nihayet geçen hafta Savcı İsmail Uçar 1453 sayfalık iddianamesini mahkemeye sundu. Ne var ki, Türkiye’deki diğer siyasi davalarda olduğu gibi bu da oldukça nevi şahsına münhasır ve Batı’daki yargı teamüllerinde eşine pek rastlanamayacak cinsten bir metin.
Dev iddianamenin başında tüm davacı ve sanıklar hakkında teknik ayrıntılara ve Türk Ceza Kanunu’nun “darbeler” ve “silahlı terör örgütleri”yle ilgili maddelerine yer veriliyor. Davacı listesinin başında Cumhurbaşkanı Erdoğan, oğlu ve damadının yanı sıra Aralık 2013’teki Ak Parti iktidarında görev yapan tüm bakanlar yer alıyor. Ardından 69 kişilik şüpheli listesi geliyor. İlk sırada doğal olarak Fethullah Gülen’in bulunduğu bu listede de Gülen’den aldıkları talimatlar doğrultusunda seçilmiş hükümete “darbe” yapmakla suçlanan polis yetkilileri ve diğer kişiler yer alıyor.
İddianamenin asıl ilginç kısmı savcının meseleyi aydınlatacak “siyasi ve sosyolojik olaylar”ın bir analizini sunduğu giriş bölümü. Bunu anlatmak için Anadolu tarihinin köklerine kadar inen savcı şöyle diyor: “Bu topraklar çeşitli uygarlıkların kurulup geliştiği bir alan üzerindedir. Bu topraklarda kurulan devletlerin hemen hepsi dünyanın önemli olaylarında belirleyici olmuştur. Hitit, Lidya, Roma, Selçuklu, Osmanlı Devleti bunlar arasındadır. Bu topraklarda yaşayıp da yeterince etkin ve öncü rol oynayamayan devlet sadece Türkiye’dir. Oysaki bu devlet büyük devlet olmaya namzet bir devlettir. Bu, bilinen bir gerçekliktir”.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.