TAHRAN — İran ve Mısır’ın yakın ve dostane ilişkileri 1979 İslam Devrimi’yle bozuldu. Dönemin Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat, kimsenin kabul etmediği devrik Şah Muhammed Rıza Pehlevi’ye kucak açtı. Şah aylarca Meksika, Bahamalar, ABD ve Fas’ta dolaştıktan sonra Mısır’a gitti ve vefatına kadar orada yaşadı. Bu gelişmelerin arka planında Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin İsrail husumeti ve buna bağlı olarak Mısır’ın eylül 1978’de İsrail’le imzaladığı Camp David Anlaşmaları’na karşıtlığı vardı.
Böylece Mısır’ın İran İslam Cumhuriyeti ile ilişkileri daha ilk günden kötü başladı. Şah dönemi de dâhil iki ülke arasında önemli ekonomik bağlar da olmayınca işler yeni gerilimlerle daha da kötüye gitti. Sedat’ın suikastçısı Halid İslambuli’nin ismi Tahran’da bir sokağa verilince ilişkiler iyice bozuldu. İki ülke birbirileri aleyhine propaganda filmleri çekmeye başladı. İlişkilerin bu durumu Hüsnü Mübarek dönemi boyunca da sürdü.
Arap Baharı ile birlikte İran, Mısırlı İslamcıların iktidarı ele geçirmesini ve ilişkilerde yeni bir sayfanın açılmasını umdu. Ancak bu umutlar da hiçbir zaman gerçekleşmedi.
2012 yılının ağustos ayında Tahran’a giderek Bağlantısızlar Hareketi zirvesinin açılışında bir konuşma yapan Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi bu ziyaret için bir dizi koşul öne sürdü. Kimliğinin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a bilgi veren kıdemli bir İranlı diplomat “Sayın Mursi Tahran’a sadece birkaç saatliğine geleceğini, burada gecelemeyeceğini ve Dini Lider’le görüşmeyeceğini söylemişti.” diye konuştu. Müslüman Kardeşler mensubu olan Mursi konuşmasında Suriye hükümetini eleştirince ev sahiplerini kızdırdı. Ayrıca Basra Körfezi’nde ihtilaflı üç ada konusunda İran’a karşı Birleşik Arap Emirlikleri’nin tarafını tuttu. Dolayısıyla Tahran Kahire’yle yeni bir sayfa açmaya hevesli olsa da Mursi döneminde bu gerçekleşmedi.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.