Türkiye’nin Suriye konusundaki diplomatik acizliği giderek daha görünür hale gelirken, Suriye krizi de yeni bir seyir izlemeye başladı. Bu gidişat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu için oldukça nahoş olan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın krizin çözümünde rol oynaması olasılığını da kapsıyor.
Erdoğan ve Davutoğlu’nun Suriye planlarının başarısız olmasının temel nedenlerinden birinin Ankara’nın tarihsel anlamıyla “Rus faktörü”nü hesaba katamaması olduğu anlaşılıyor. Zira Moskova Esad’a verdiği destekte kararlı görünüyor ve rejime verdiği askeri desteği artırıyor.
Washington Suriye’de sağlanacak herhangi bir çözümün Esad’ı da kapsaması fikriyle cebelleşirken, Türkiye’nin bu konuda da yapacağı pek bir şey yok. Esad eli kanlı bir diktatör olmasına ve Ankara’nın tüm hoşnutsuzluğuna rağmen Batı’nın gözünde ehven-i şer seçenek olarak öne çıkıyor. Zira İslam Devleti’nin Suriye ve Irak’taki varlığı Batı’yı Esad’dan daha çok kaygılandırıyor.
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de geçen hafta İngiliz muhatabı Philip Hammond ile Londra’da düzenlenen ortak basın toplantısında bu konuya değindi ve şöyle dedi: “Geçtiğimiz bir buçuk yıldır Esad’ın gitmesi gerektiğini söyledik ama bu ne zaman ve hangi yöntemle olacak (...) Bu, Cenevre süreci kapsamında ve müzakerelerle alınması gereken bir karardır. (...) Bunun bir gün ya da bir ay içinde olması gerekmiyor. (...) Tüm tarafları bir araya getiren ve en doğru yöntem üzerinde uzlaşılacak bir süreçle olmalı”.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.