Mekke’de bu yıl hac mevsimi daha başlamadan bir facia yaşandı. Mescid-i Haram’daki genişletme çalışmaları sırasında kullanılan devasa vincin 11 Eylül’de devrilmesiyle 100’ü aşkın kişi öldü, pek çok kişi de yaralandı. Facia o kadar büyüktü ki İki Kutsal Caminin Hizmetkârı sıfatını taşıyan Kral Selman Bin Abdul Aziz El Suud kaza yerini inceledi ve yaralıları bizzat ziyaret etti, olayın tüm boyutlarıyla soruşturulacağını söyledi. Geçmişteki pek çok kaza gibi bu facia da Müslümanların en kutsal mekânı üzerindeki tartışmalı Suudi kontrolünü gündeme taşıdı.
Suudi yönetimi, hacıları en iyi şekilde ağırlama ve hac ibadetinin yapıldığı alanı genişletme çalışmalarıyla, hacılara kaliteli sağlık hizmeti sunmak ve onların güvenliğini sağlamakla övünüyor.
Ne var ki hacca gitmeye karar veren bir Müslüman, kendisini bu dini vecibenin ticari faaliyete dönüştüğü bir ortamda bulur. Hacılar, Suudi hükümetinin uyguladığı vize harçlarından ulaşım ve konaklama ücretlerine kadar hem Suudi devleti hem hizmet sağlayıcılar için bir gelir kaynağıdır. Suudi hükümeti hacılara “tanrı misafiri” demeyi tercih eder ama bu misafirliğin faturası yüklüdür. Hac parasını biriktirmek kimi Müslümanlar için bir ömür sürer, kimileri ise o paraya asla sahip olamaz. Bazılarına ise siyasi nedenlerle izin çıkmaz.
Suudi Arabistan’da hac mevsimi etrafında bir mikroekonomi oluşmuştur ama Suudi yönetimi hacılara sağladığı hizmetlerle övünürken işin bu kısmı genelde gözden kaçar. Hac gelirleri küçük oteller için de Prens Elvelid Bin Telal gibi girişimci prenslerin sahip olduğu uluslararası otel zincirleri için de her zaman önemli bir gelir kaynağı olmuştur.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.