BAĞDAT — 2005 Irak Anayasası’nın kabulünden bu yana Kürtler petrol zengini Kerkük vilayetini “Kürdistan’ın Kudüs’ü” olarak görüyor. Türkmenler ise Kerkük için kentin etnik çoğulculuğunu koruyacak özel bir statü istiyor. Ne var ki Araplar ve Kürtlerden sonra Irak’ın üçüncü büyük grubu olan Türkmenlerin bölünmüşlüğü Kerkük konusundaki taleplerini de zayıflatıyor.
Türkmen toplumu Sünnilerden, Şiilerden ve az sayıda Katolik’ten oluşuyor. Bu ideolojik bölünme Türkmenlerin ayrı bir etnik grup olarak gücünü törpülüyor. İslam Devleti’nin (İD) Telafer gibi Türkmen ağırlıklı bölgeleri ele geçirmesinde de en çok bu bölünmüşlük etkili oldu.
Türkmen Cephesi’nin Telafer’deki liderlerinden Kasım Kara 17 Haziran 2014’te yaptığı açıklamada Türkmenlerin aralarındaki ayrışmayı aşıp İD’e karşı birleşemediğini ifade etmişti. Şii Türkmenler Peşmerge’nin kontrol ettiği bölgelere sığınırken Sünni Türkmenler yüzünü İD kontrolündeki Musul’a çevirdi. Böylece Telafer, Türkmenlerin mezheplerini milli kimliklerinden üstün tuttuğunu göstermiş oldu. Türkmenlerin merkezi Bağdat hükümeti ile Kürtler arasında bölünmesi de bunun bir başka göstergesi. Kara’ya göre bu durum neticede Türkmenlerin daha da zayıflamasına ve parçalanmasına yol açacak.
Kifri’deki Türkmen Cephesi liderlerinden Şahin Türkmenoğlu bu bağlamda Al-Monitor’a şöyle diyor: “Türkmenlerin Şii, Sünni ve Hristiyan olarak bölünmesi üzerine oynanması Türkmen milli kimliğini bitirir. Birincisi mezhepsel ayrışma toplumu zayıflatır ve Türkmen elitlerin bölünmesine yol açar. Türkmen toplumu daha sonra dağılır ve yok olur. Biz Türkmenlerin hikâyesi hep bir bölünme ve dağılma hikâyesi olmuştur.”
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.