İran ile P5+1 ülkeleri arasındaki nükleer anlaşma öfkeli bir söylem fırtınasına ve tonlarca analize yol açtı. Ancak tartışmalarda bir hususun yokluğu dikkat çekiyor: İsrail’in İran’ın yakın gelecekte geliştirebileceğinden onlarca yıl ileride olan bir nükleer silah cephanesi ve gelişmiş taşıyıcı sistemlere sahip olduğu gerçeği. Küresel sistem İran’ın nükleer bomba yapmasını engellemeli ama İsrail’i 1938’in Çekoslovakya’sı gibi zayıf, güçsüz bir devlet olarak görmek gülünç olur.
Amerikan istihbaratı İsrail’in bir nükleer silah programı geliştirdiğini ilk olarak 1950’lerin sonunda U-2 uçaklarıyla havadan elde edilen görüntülerle saptadı. Dönemin ABD Başkanı John F. Kennedy bunun bölgede nükleer silah yarışına yol açacağını söyleyerek İsrail Başbakanı David Ben Gurion’a silah programını durdurması için ağır baskı uyguladı. İsrail Kennedy’nin baskıları üzerine Fransız yapımı Dimona reaktörünü Amerikalı denetçilere açmayı kabul etti. Ancak daha sonra ciddi bir denetim sürecini sistematik bir şekilde engelledi.
İsrail, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’nı imzalamış değil, nükleer silaha sahip olduğunu da asla kabul etmedi. ABD İsrail’in nükleer programına karşı itirazlarını Nixon döneminde kesti. Bugün iki taraf da İsrail’in nükleer silahlarını kamuoyunda açıkça konuşmuyor. ABD’li yetkililer bu konuda çok sıkıştırıldıkları zaman İsrail’in “iddia edilen” nükleer silahlarından söz ediyor.
Economist dergisinin bu yılki tahminlerine göre İsrail’in elinde 80 adet nükleer silah bulunuyor. Buna göre İsrail, bomba sayısı bakımından Hindistan’ın hemen arkasında Kuzey Kore’nin ise oldukça ilerisinde yer alıyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.