Zekeriya Musavi, El Kaide’nin bağışçılar listesinde tanınmış Suudi prenslerin yer aldığını iddia etti. New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’ne düzenlenen 11 Eylül saldırısında 20’nci hava korsanı olmakla suçlanan Musavi şu an ABD’de müebbet hapis cezasını çekiyor. Musavi’nin saydığı isimler arasında şu kişiler bulunuyor: 11 Eylül sonrası kısa süre Washington büyükelçiliği de yapan eski istihbarat şefi Prens Türki El Faysal, 11 Eylül döneminde Washington büyükelçisi olan Ulusal Güvenlik Danışmanı Prens Bandar Bin Sultan ve küresel bir holdingle bir medya imparatorluğunun başında bulunan Velid Bin Talal. Musavi, Suudi elçiliğinden bir görevliyle Air Force One uçağının patlatılmasını da görüştüğünü iddia edince ifadesi iyice sansasyonel bir hâl aldı. Bu tip iddiaları şu an hiçbir dış gözlemci ispatlayamaz ya da çürütemez. Zira kanıt yok. Olsa da bu kanıtlar kamuoyunun bilgisi dâhilinde değil. Ayrıca Musavi’nin akıl sağlığına dair de soru işaretleri var.
2004’te yayımlanan 11 Eylül Komisyonu Raporu’nda Suudi Arabistan’la ilgili bazı sayfalar karartılmış ve bu da bir dizi spekülasyon ve komplo teorisine yol açmıştı. Karartmanın niçin yapıldığı hâlen bilinmiyor: Suudi Arabistan veya ABD’den ya da her iki ülkeden bazı kişilerin kimliklerini gizlemek için mi? Yoksa İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra başlayan ABD-Suudi ittifakını tarihinin en ciddi krizinden kurtarmak için mi?
Şeffaflık olmadığı sürece Suudilerin 11 Eylül’le irtibatı konuşulmaya ve tartışma konusu olmaya devam edecek. Bunun üç nedeni var:
Birincisi, Suudi Arabistan’ın 1980’lerde ABD Başkanı Ronald Reagan ve İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher’ın Sovyetler Birliği’ni Afganistan’da mağlup edip Soğuk Savaş’ı bitirme politikasında kayıtlara geçen rolü. Stratejinin bir parçası olarak İslami köktendincilik ve özellikle de bunun cihatçı emelleri İslam düşmanı ilan edilenlerin, yani allahsız komünistlerin üzerine salınacaktı. Bu plan Suudilerin pan-İslamcı hedefleriyle çakışıyordu. Kral Faysal’ın 1960’larda çizdiği bu hedeflerin amacı, Arap solculuğu ve milliyetçiliğinden gelen tehdidi bertaraf etmek ve dünyadaki tüm İslamcıları gafil avlayan 1979 İran Devrimi’nin ardından yerel Müslüman halklar nezdinde meşruiyet kazanmaktı.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.