Libya’da Muammer Kaddafi yönetimine karşı isyan sürecinde Fransa’nın rol kapmasını önlemek için başlangıçta karşı çıktığı NATO müdahalesine bir ay içerisinde yeşil ışık yakan ve İzmir’i hareketin komuta merkezine dönüştüren Türkiye, şimdi ülkeye dış müdahaleden yakınır hale geldi. Bu tutum, elbette ‘taraf tutmama’ gibi bir dış politika prensibinden kaynaklanmıyor. Aksine Türkiye, kendisini, daha geniş bir coğrafyada Müslüman Kardeşler etrafında şekillenen vekalet savaşının içine çeken politikalardan vazgeçmiş değil. Bir yanda Müslüman Kardeşler’i bitirmek için ele ele veren Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, diğer tarafta bu örgüte arka çıkan Katar ve Türkiye. Libya’daki saflaşmada Katar-Türkiye ikilisine son zamanlarda Trablus’ta hakim olan milis güçlerin çatı örgütü Libya Şafağı’na Katar’ın yaptığı silah sevkiyatında rol aldığı gerekçesiyle Sudan da eklendi.
AKP yönetimi Libya’da taraf tuttuğu ya da sadece Müslüman Kardeşler’le çalıştığı suçlamasını kesinlikle reddediyor. Ancak Libya’daki siyasi gelişmeleri yorumlama biçimi Türkiye’yi otomatik olarak bir tarafa oturtuyor. Bu tarafgirlik hem siyasi geçiş süreci hem de çatışan taraflarla ilgili verilen tepkilerde kendini gösteriyor. Bir kere AKP yönetimi, 25 Haziran seçimleri sonrası Tobruk’ta toplanan Temsilciler Meclisi ve onun atadığı Abdullah El Sini hükümetine karşı Trablus’taki Milli Genel Kongre ve Ömer El Hasi hükümetine desteğini gizlemiyor.
Temsilciler Meclisi ve Sini hükümetine kalkan olan emekli General Halife Hefter’e bağlı Onur Operasyonu Güçleri, 24-25 Kasım’da Trablus’ta rakip milislerin kontrolündeki Mitiga Havaalanı’nı bombalayınca Türk Dışişleri Bakanlığı şu tepkiyi verdi: “Hava saldırılarını şiddetle kınıyoruz. Libya’daki kriz ancak yabancı müdahalelerin durdurulması, ateşkes sağlanması ve kapsayıcı siyasi diyalog ile çözüme kavuşturulabilir.”
Anadolu Ajansı dahil hükümetin kontrolündeki medyanın dili de bu tarafgirliğe ışık tutuyor. Hükümet medyası Trablus’ta Bingazi’yi kontrol eden İslamcı örgütlerin yanı sıra Müslüman Kardeşler ve Mısratalı milis güçlerin bayraklaştırdığı Milli Genel Kongre’ye savaş ilan eden Hefter’i her zaman ‘darbeci’ ya da ‘darbe girişiminde bulunan general’ olarak anmayı tercih etti. AKP yönetiminin duruşunu görmek için Anadolu Ajansı’nın haberlerini izlemek yeterli.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.