Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bundan yaklaşık üç yıl önce, 1 Şubat 2012’de henüz başbakan iken Ankara’da parti örgütü yöneticilerine hitaben yaptığı konuşma sırasında söyledikleri, laik eğitim ve laik devletin geleceği açısından kaygı yaratmış ve çok tartışılmıştı.
Erdoğan o konuşmasında ana muhalefet CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na cevap verirken özetle şunları söylemişti: “(Kılıçdaroğlu) benim Türkiye’yi dindarlar ve dinsizler diye ayırdığımı söylüyor. Benim ifademde dindarlar, dinsizler diye bir ifade yok. Dindar bir gençlik yetiştirme var. Bunun arkasındayım. Sayın Kılıçdaroğlu, sen bizden ateist bir nesil yetiştirmemizi mi bekliyorsun? O senin amacın olabilir ama bizim böyle bir amacımız yok.” Erdoğan’ın “dindar bir gençlik yetiştirmek” için ilk yapması gereken elbette ki “eğitimi dinselleştirilmek” olacaktı...
Erdoğan’ın bu konuşmasından yaklaşık üç yıl sonra, 2 Aralık’ta Akdeniz kenti Antalya’da başlayan “Milli Eğitim Şurası” toplantısında tartışılan konular ve alınan kararların içeriği, iktidar tarafından eğitimin dinselleştirilmesi yolunda hayli mesafe alınmış olduğunu gösterdi.
Milli Eğitim Şurası, Türkiye’de Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitim ve öğretimle ilgili konuları incelemek ve tavsiye niteliğinde kararlar almakla görevli en yüksek danışma kurulu... Bu beş günlük toplantıya, eğitim bürokrasisi ve kurumlarını, parlamentoyu, eğitim sendikalarını, öğretmenleri ve öğrenci velilerini temsil ettiği söylenen 600 kişi katıldı. Milli Eğitim Şurası’nın kararları, bakanlık tarafından onaylandığında kesinlik kazanıyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.