Irak’ta iki zıt eğilim görülmemiş biçimde yaygınlık kazanıyor. Bu eğilimler, İslam Devleti’nin (İD) Irak’taki ilerleyişini durdurmak için din adamı Ali El Sistani’nin haziranda verdiği “haklı cihat” fetvasıyla mücadeleye katılan silahlı Şii gruplar ve gönüllüleri de kapsayan halk seferberliğiyle ilgili. Fetvanın verildiği günlerde Irak ordusunun çökmesinden güç alan İD Bağdat’a yürümeye çalışıyordu.
Bu eğilimlerin ilkinde halk seferberlik güçleri kutsanıyor ve bunların herhangi bir eyleminin eleştirilmesine, çalışma yöntemleri ve kararlarının sorgulanmasına izin verilmiyor. Oysa birçok grup, sadece halk seferberliği kapsamında faaliyet göstermiyor, kendi bayrağını çekip kendi askeri düzenine göre hareket ediyor.
Kutsama eğilimi, başta Şiiler olmak üzere medya ve siyasetçiler arasında yükselirken tam zıt istikamette de bir başka eğilim gelişiyor. Birçok medya kuruluşu ve Sünni siyasetçi, halk seferberliğini “şeytanlaştırmaya” çalışıyor ve bu harekette yer alanları ülkenin savunmasına koşan asil gönüllüler olarak değil, hırsız, katil ve mezhepçi olarak resmediyor.
Kuşkusuz ki iki taraf da birbirini suçluyor, kendi bakış açılarını haklı çıkarmak için gerçekleri ve olayları abartıyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.