Antisemitizm konulu yazı dizimizin ilk bölümünde İsrail’e yönelik protestoların sıklıkla Yahudi karşıtlığı olarak algılandığını yazmıştım. Bir okur, bu yazının üzerine Yahudi Soykırımı’nın İsrail devleti henüz ortada yokken, Filistin topraklarının işgalinden onlarca yıl önce işlendiğini hatırlattı. Çok doğru. Siyahiler, eşcinseller ve Müslümanlar dâhil ‘öteki’ye karşı tüm nefret ve ırkçılık türleri gibi antisemitizm de yüzyıllardır var olan bir olgu.
Siyonist hareket ve bu hareketle özdeşleştirilen Yahudiler, sağda neo-Nazilerin, solda da Siyonist karşıtı Marksistlerin hep hedefinde oldu. Ne yazık ki bu vahim olgu, yakın gelecekte yeryüzünden silinecekmiş gibi görünmüyor. Bu olgunun kökenleri Avrupa tarihinin çok derinlerine uzanıyor, günümüzde de sağcı ve solcu radikallerin saldırılarına hizmet etmeye devam ediyor.
Al-Monitor’un görüştüğü Belçikalı Yahudi solcu aktivist Simone Susskind, “Bugün burada 1930’ların sonlarındaymışız gibi yaşamıyoruz. Ama Avrupa’da artan antisemitizmin işaretleri göz ardı edilemez.” diyor.
Geçtiğimiz günlerde Brüksel bölgesel parlamentosuna seçilen ve Filistin meselesinde iki devletli çözümü destekleyen Susskind, antisemittik söylemi İsrail’in politikalarıyla meşrulaştırmakta Avrupalıların daha rahat olduğunu anlatıyor ve şöyle diyor: “İsrail hükümet politikalarına artan şekilde karşıtlık ifade edilmesi, kısmen klasik antisemitizmden kaynaklanıyor. Zira antisemitizm Yahudi Soykırımı’ndan sonra yok olmadı, sadece susturuldu.” Susskind’e göre Müslümanların birçoğu gibi Avrupalılar da “İsrailli” ile “Yahudi” arasında fark gözetmiyor ve Yahudi karşıtıymış gibi hissetmeden İsrail’in Filistin’deki politikalarını eleştirme hakkına sahip olduğunu düşünüyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.