Dünya ve Ortadoğu, cihatçı ordusu İslam Devleti’nin (İD) Irak ve Suriye’de dramatik biçimde güç kazanarak yayılmasını endişe ve kaygıyla izliyor. Cihatçıların böylece küresel güvenliğe yönelik bir numaralı tehdit haline de gelmeleri elbette ki dikkatleri çelen son derece kritik bir gelişme... Ancak cihatçı tehdidinin büyüklüğü, bununla da ilişkili olarak bölgede başka bir gücün de yükseldiği gerçeğini perdelememeli. Bu güç Türkiye’nin Kürt hareketi; dünyada bilinen adıyla PKK...
1978’de, Abdullah Öcalan ve arkadaşları tarafından kurulmuş sol kökenli ayrılıkçı silahlı Kürt örgütü, aradan geçen on yıllar boyunca değişip dönüşerek bugüne geldi ve Ortadoğu’da Kürtlerin yaşadığı bütün coğrafyalarda taban buldu; bu bölgelerde askeri ve siyasi güç inşa etti. PKK’nın Türkiye’de 1984’te başlattığı silahlı ayaklanma, inişli çıkışlı ve son derece kanlı dönemlerden geçtikten sonra bugün artık yerini, AKP iktidarıyla 2012’de angaje olunan “barış ve çözüm süreci” sayesinde bir “çatışmasızlık durumu”na bırakmış bulunuyor.
Kürt hareketinin yükselişi, eş zamanlı olarak iki boyutta birbirinden farklı biçimlerde tezahür ediyor. Bu trendin bir Türkiye boyutu var, bir de Suriye-Irak boyutu.
Türkiye boyutundaki önemli gelişme, 10 Ağustos’ta yapılan Cumhurbaşkanı Seçimi’nde Kürt Hareketi’nin içinden çıkan “Halkların Demokratik Partisi”nin (HDP) adayı Selahattin Demirtaş’ın başarısı oldu. HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, elde ettiği yüzde 9.8 oy oranıyla partisinin 30 Mart 2014 Yerel Seçimleri’nde aldığı yüzde 6.44 oyu yüzde 50 oranında artırmış oldu. Bu, Türkiye siyasetinde dengeleri ve hesapları değiştirebilecek bir gelişmedir.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.